...ve zamane genci yazmaya başlar.

18 Ağustos 2011 Perşembe

Fransız country tarzı bir mutfak: Renkli kır dünyasında pembe düşler...





Horozlar, lavanta tarlaları, balıkçı ağları, çitlerle çevrili çiftlikler... Kırsal yaşamın tüm sıcaklığı, samimiliği ve sevimliliği benim de dekorasyonda en çok sevdiğim iki tarzdan biri olan Fransız country’de buluşuyor. Daha çok güneş, daha çok aşk: Sizin için bu tarzın çok güzel bir örneği olan enfes bir mutfağı ziyaret ettim ve renkli kır dünyasında pembe düşlere daldım.




Ev dekorasyon çekimi için mutfağına gittiğim evin sahibi aynı zamanda benim akrabam oluyor.
Evinin bence en güzel bölümü olan mutfağına gitmek ne zamandır aklımdaydı. Okul devam ederken ikinci dönem başından beri bir araya sıkıştırıp gitmeyi planlıyordum ama bir türlü olmuyordu: Tiyatro provaları bir yandan, biri bitince diğeri başlayan sınavlar diğer yandan, bir de benim hiç bitmek bilmeyen diğer “sanatsal (!)” çalışmalarım derken bu mutfak ziyareti hayallerim askıda kaldı. Şimdi nihayet yaz tatilimde bir günümü ayarlayıp gittiğim için ne kadar mutlu oldum; adeta “ölmeden önce yapmam gereken şeyler”den birini yaptım! :)





Fransız country tarzında dekore edilen mutfak aslında iki ayrı odanın birleşmesinden oluşuyor. Klasik mutfak kısmı (ocağın, fırının, buzdolabının bulunduğu, yemeklerin yapıldığı bölüm) ve yemek masasının olduğu kısım ortadaki bar tezgâhıyla ayrılıyor. Ev sahibine, mutfağının en çok hangi bölümünü sevdiğini soruyorum. Yani bar sandalyesinde oturup dergi karıştırmak mı, masada yemek yemek mi, yoksa ocak başında işbaşı yapmak mı? En çok ocağın, davlumbazın olduğu klasik mutfak bölümünü sevdiğini söylüyor. Biraz da tezgâhı süsleyen çeşitli şehirlerden, ülkelerden almış oldukları biblolar da orada sergilendiği için... Ne de olsa hepsinin bir anısı var.






Çekmecelerin kulpları tarzı yansıtacak şekilde çiçek desenli... Duvar fayansında ise çeşitli meyvelerin desenleri var.


Bu mutfakta en çok sevdiğim objelerden biri... Arkadaki ahşap üzüm ne de sevimli! :)


Ev sahibimiz klasik mutfak kısmını sevdiğini söyleyince ben de ikinci sorumu soruyorum hemen: Yemek yapmayı mı yemeyi mi seviyorsunuz acaba? "İkisini de," diye yanıtlıyor. "Az ve güzel yemek çeşitleri yaparım." Yani sürekli mutfak başında tencere karıştıran biri değil, ama yemek yaptı mı da tam yapıyor. Peki en çok hangi yemeği yapıyor? "Zeytinyağlı taze fasulye," diye cevap veriyor. Bu arada çektiğim fotoğrafları dikkatle inceliyorsunuz değil mi, sevgili takipçilerim? Zevk sahibi olan ev sahibimizin mutfağı, country
tarzının özelliklerini barındıran güzel bir örnek aynı zamanda.






Bu da mutfağın diğer bölümü, farklı görünsün diye renklerle oynadığım zaten çok belli. :) Bar tezgâhını aydınlatan spot lambanın metal yapraklarıyla mutfağa değişik bir hava katmış olduğu görüşündeyim.



Peki siz de mutfağınızda Fransız country tarzını yakalamak mı istiyorsunuz? Bu konuda atıp tutamam; ama bu, konunun ilgileneni olduğum için sizlere okuduklarımdan bildiğim kadarıyla birkaç ipucu vermemi engelleyemez. Bir kere bu tarzın en belirgin renkleri sarı, yeşil ve kırmızı ile bu renklerin tonları (Yazımdaki mutfak daha çok yeşil ve sarı tonları ağırlıklı, ama siz kendi mutfağınızda neden ahududu kırmızısıyla horozlara selam göndermeyesiniz?). Uçuk ve eskitilmiş renklerin olduğu çizgili ve kareli kumaşlar, yastıklar, perdeler ve abajurlar... Çiçek desenleri, çiftlik hayvanları figürleri; bu tarzda ilhamınızı kır yaşamından alacaksınız! Sakın ola ki vintage ürünleri ve galvaniz eşyaları es geçmeyin. Vintage etkisi için geçmişe ait dokuları, ahşap mobilyaları ve antikalarınızı kullanabilirsiniz. Eski ve yeniyi çekinmeden biraraya getirin, kontrastın gücünü gösterin! Örnek olarak eski tenekelere çiçek yerleştirip pencerenizin önünde sergileyebilirsiniz... Kısacası sıcak renklerle sıcak bir country etkisi yaratabilirsiniz. Ben bu yazımda Fransız country tarzında bir mutfaktan yola çıktım, ama unutmayın, country sadece mutfaklarda olur diye bir kural yok.




Bunu beğendiyseniz şunu da beğenebilirsiniz:
-Nihan Karaali'nin samimi müzEvi!


1 hafta sonra Mert'in Gezegeni'nde:

-Sedir (Kleopatra) Adası’nda “Bembeyaz” bir gün


Blog dışında neler yapıyorum?

5 haftadan daha az bir süre önce uzun beyin yıpratmaları sonucu yazmaya başladığım romanımda epey ilerledim. Blogdaki yazılarım dışında bir de onunla ilgileniyorum ve günde 4-6 saat üstünde çalışıyorum, ayrıca yazma işlemi dışında da sürekli düşünüyorum. Bu işler göründüğü kadar kolay değil. Bir ilerliyorsunuz, iki geri gidiyorsunuz. Dokuya dokuya yazıyorsunuz. En azından ben böyle yapıyorum. Beynim her an “error” verip çökebilir. :)

Şikayetimi de yaparım!

Her şey iyi güzel hoş da, bu dosyada yazıları ve fotoğrafları düzgün bir şekilde yerleştirmek için 2 saat boyunca uğraşmasaydım daha güzel olmaz mıydı? Neyse... Beni yine epey uğraştırdı ama ortaya da güzel bir ev dekorasyon dosyası çıktı sanırım. :)

6 yorum:

  1. Mertciğim,
    Benim de sık sık ziyaret ettiğim bir yeri senin bakışınla fotoğraflarından görmek, ağzından dinlemek çok hoştu doğrusu...eline sağlık...

    YanıtlaSil
  2. veeeeeeemek kokulu...

    YanıtlaSil
  3. resimler de yazı da çok güzel mert

    YanıtlaSil
  4. mert resimler de yazılar da çok güzel ancak resimler yazılarının yanında sönük kalıyor

    YanıtlaSil
  5. Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil