...ve zamane genci yazmaya başlar.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Mert'in Gezegeni 1 yaşında!








Sevgili dostlarım,


20 Eylül 2009 tarihinde oluşturduğum Mert'in Gezegeni adlı blogum bugün 1 yaşına girdi. Geçen yıl yaz tatilinin son günlerine rastlayan bu tarih, bugün okulların açıldığı güne denk geldi. Çifte bir mutluluk yaşıyorum desem yalan olmaz; çünkü okulumu özlemiştim.

Bir yıl ne kadar çabuk geçti! Bir tanıdığımın önerisiyle açtığım blogum, yıllardır sürekli olarak çıkardığım dergilerimle vedalaşmama neden oldu belki; ama bu durum çizgi roman yapmama engel olmadı. Hem böylelikle herkes istediği zaman yaptıklarıma rahatlıkla ulaşabilecekti. En sonunda blogumu oluşturdum ve çizgi romanlarımla beraber yazılarımı, fotoğraflarımı sizlerle paylaşmaya başladım. İlk yazımı yazdığım gün daha dün gibi... B
ir yıl ne kadar çabuk geçti!

Mert'in Gezegeni'nin 1. yılı bana, 256 sayısını çıkarttığım Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci dergimin 5. yılı için düzenlediğim partiyi hatırlattı. Muhteşem 5. yıl partisini! 2008 yılının Kasım ayıydı. 15 Ekim'de blogumda yeni öyküler ve yeni çizimlerle yeniden başlayacak olan Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci adlı çizgi romanımın dergisini yaptığım zamanlardı. Karakterlerimi yaklaşık olarak 5 yıl önce yaratmıştım ve 5. yıllarında gerçek bir kutlama düzenlemiştim: Benim isteğim doğrultusunda pastaneye özel olarak sipariş edilen Kaptan Briand pastası (Mavi bir deniz ve üzerinde bizimkilerin teknesi... Teknenin üzerinde "Kaptan Briand 5 yaşında!" yazıyor),
kutlama yemekleri, evin her yerini kaplayan parti afişleri, Kaptan Briand'da 5 yıl boyunca neler yaşandığını anlatan slayt gösterim... Babamdan da, davetlilere hazırladığım etkinliklerin konuşma bölümü sırasında okuması için, Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci'nin 5. yılıyla ilgili düşüncelerini yazmasını istemiştim. Elbette asıl konuşma benimkiydi; ama bu 5 yıla yakından tanıklık eden ve kalemi güçlü olan birinin görüşlerine de önem vermek gerekiyordu. Babam beni kırmamış ve hevesle yazmış, okumuştu. Ne kadar mutluydum o gün!

İşte Mert'in Gezegeni'nin 1 yaşına girmesi de bana bu güzel günü hatırlattı.

Bu blog benim dünyam, benim gezegenim... Mert'in Gezegeni. Yaptıklarımın bir bölümünü, çizgi romanlarımı sizlere sunduğum bir yer. Bu gezegen şimdi 1 yaşında... 1 yıl boyunca ne maceralar yaşanmadı ki bu topraklarda! Kendimle röportajlar yaptım, bu şekilde yeni projelerimi anlattım sizlere. Bir sürü yazı yazdım. Bu yazılardan bir tanesi gezi yazısıydı. Mert'in Gezegeni'nin ilk yılında Gizemli Tavşan adlı çizgi romanımın yeni bölümlerini okudunuz her ay. Ve şimdi, Ekim'de yepyeni bir çizgi romanım başlıyor: Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci.

1 yıl boyunca hep ben konuştum. Sizlerin güzel yorumları vardı elbette; ama beni dışarıdan anlatacak kimse yoktu. Bu nedenle Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci'nin 5 yaşına girdiğinde yaptığımı, Mert'in Gezegeni'nin 1. yaşında da yapıyorum ve sözü babama bırakıyorum:

"Oğlum Mert’in Gezegeni bir yıldan beri evrende hızla yol alıyor. Yakın bir gelecekte dönüş hızının biraz yavaşlayacağına ve yörüngesine girmekte karar kılacağı doğru ve dengeli bir yıldız bulacağına eminim. Sonra da bu yıldızdan güç alarak başarılarına devam edecektir. Sanırım tek dikkat etmesi gerekecek olan husus, yıldıza çok yakın bir yörüngeye girip gezegenindeki yaşamı sonlandırmaması ya da uzak bir yörüngede kalıp yeterli enerjiden yoksun kalmamasıdır."

Babama benim için yazdığı bu güzel yazısı için teşekkür ediyorum...

Babamın da yazısında bahsettiği gibi, kendimi bu işe fazla kaptırmamalıyım. Zaten bunun olmaması gerektiğinin bilincindeyim de. Ama yıllardır böyle yaşadım ben: Boş bir okul yılı geçirmedim. Masamın bir köşesinde sınavlarım için çözdüğüm testler varken, diğer köşesinde çizgi roman eskizlerim bulundu hep. Okul dosyamın bir yaprağında ödev olarak verilen projelerim varken, öbür yaprağında o günlerde yazmakta olduğum hikâyemin taslağı vardı. Beynimin bir yarısında o gün gireceğim sınavımın konularını tekrarlarken,
diğer yarısında çekmeyi planladığım filmimin konusu şekilleniyordu. Yani şimdiye kadar okulumu da bu çalışmalarımı da dengeleyerek çok güzel sonuçlar aldım. Ama artık 10. sınıftayım. Sonra 11... Daha sonra 12... Hayatımı belirleyecek olan sınava girmeme pek bir şey kalmadı. Bu yıl da su gibi akıp gidecek, sonraki yıllar da... Zaman acımasız! Ne yazık ki biz ona ayak uydurmak zorundayız. Blogum, çizgi romanlarım derslerimi etkilerse ben zaten bırakırım yazmayı çizmeyi. En azından zaman, uğraş ve emek isteyen çizgi romanlarıma ara veririm. Yoksa ben yazmadan durabilir miyim! "Yazmak için her zaman zaman vardır, yeter ki anlatacak bir şeyleriniz olsun" derim ben. Bu yıl Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci sizlere eşlik edecek. Geçen yıl (yaz tatili araya girince ister istemez yıl kelimesi oluşuyor, doğru olanı geçen sezon demek) olduğu gibi okulum, derslerim ve sınavlarımın yoğun temposunda özenle yaptığım çizgi romanlarımı bu yıl da keyifle okuyacağınızı düşünüyorum.
Bu yaz bloguma sürekli, çeşitli konulardaki düşüncelerimi anlatan yazılar yazdım. Yazıldığı tarihlerde okuyamamış olsanız bile güncellik taşımadıklarından boş vakitlerinizde okumak isteyeceğinizi düşündüm. Yani ileriyi düşünerek yazdım yazılarımı. Bu arada bu blogda sevmediğim tek şey var, o da yayımladığım her yeni kayıtın bir öncekinin üstüne geçerek onu gerilerde bırakması. Blogumu sürekli güncellediğim için eğer uzun aralıklarla bloguma giriyorsanız o yazımı göremiyorsunuz. Sizden ricam, blog arşivinden aylara tıklayın, geçmişte okuyamadıklarınızı (okumak istiyorsanız) şimdi okuyun. Örneğin Ağustos ayının başında yayımladığım "Ben benle röportaj yapıyor! -2" şu sıralar hâlâ güncelliğini koruyor. Gizemli Tavşan'ın bitmesinin ardındaki nedenlerden yeni çizgi romanım olan Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci'ya, küçüklüğümde yaptığım bu çizgi romanımın 5 yıllık gelişim sürecinden gündemdeki planlarıma kadar her şey bu röportajda... Fareyi kullanmaktan korkmayın!

Bu yazımın üzerinde titizlikle çalıştım, en güzelini yapmak istedim, başarıp başarmadığımı hepinizden beklediğim yorumlarda bana göstermenizi istiyorum. Aynı zamanda Mert'in Gezegeni'nin yeni sezon tanıtım ve çizgi roman afişini beğenip beğenmediğinizi de yorumlarınıza ekleyin lütfen. "Gmail" adresiniz yoksa "Adı/URL"de veya "Anonim"de yorumlarınızı yazıp gönderebilirsiniz. Pek çok kişinin yorum yazmak istediği hâlde bunu beceremediğini biliyorum, inşallah bu notum size yardımcı olur. Ancak diyelim ki isminiz "Hatice" ve yorumu yaptığınızda yorumunuzun "Hatice dedi ki..." diye (ad olarak istediğiniz şeyi yazabilirsiniz; kendi adınız, takma adınız, herhangi bir isim vb.) görünmesini istiyorsanız yorumunuzu "Adı/URL" kısmında yazmak zorundasınız. Anonimden yazarsanız "Adsız dedi ki..." olarak görünürsünüz ve böyle durumlarda (eğer yazınızın sonunda kim olduğunuzu belirtmemişseniz) ben yorumu yazanın kim olduğunu anlayamam elbette.

Sevgili dostlarım, Mert'in Gezegeni'nin 1. yaş sevincine ortak olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Yorumlarınızı bekliyorum. İyi ki varsınız!

Sevgi, saygı ve mutluluk dileklerimle,


Mert Ofluoğlu...



Mert'in Gezegeni'nde sayılarla 1 yıl...


+ Mert, 1 yıl içinde sizlerle 58 dosya paylaştı.

+ 20 Eylül 2009 tarihinde açılan blogun 1. yaş günü okulların açıldığı güne denk geldi.

+ Mert, Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci adlı yeni çizgi romanının ilk iki bölümünün yazım çizim aşaması için Temmuz'un ortalarından Eylül'ün ortalarına kadar her gün 2.30 saat çalıştı.

+ Blogun ilk çizgi romanı olan Gizemli Tavşan'ın en uzun bölümü 8 sayfadan oluşuyordu.

+ "Ben benle röportaj yapıyor!" bugüne dek 2 röportajı sizlere sundu.

+ Gizemli Tavşan her ay 1 bölüm yayımlayarak toplamda 10 ay yayımlandı.

+ Aralık ayı 9 dosyayla en çok dosyanın yayımlandığı ay oldu.

+ Blogda Mert ile ilgili 27 fotoğraf gördünüz.

+ Gizemli Tavşan'ın 7. bölümüne kadar Alev'in Sevda'ya olan soğukluğu sona ermedi.
+ Mert, 9 kez sinema, kitap ve sanat etkinlikleriyle ilgili konularda kendi düşüncelerini yazarken bilgi de verdi.

+ Gizemli Tavşan'ın ilk bölümüne 14 yorum yapıldı.

+ "Muğla'da bir gün" başlıklı gezi yazısı Mert'in bloga yazdığı 1. gezi yazısı oldu.

+ Mert'in Gezegeni'nin yeni sezonundaki çizgi romanı olan Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci'nin yayım tarihi, 15 Ekim olarak duyuruldu.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bu yazın "en"leri

Arkadaşlar, sonbaharın kendini iyice hissettirmeye başladığı şu günlerde, "Bu yazın 'en'leri" listesinden eksik kalacağımı düşündüyseniz sizlere fazlasıyla yanıldığınızı söylemek zorundayım. Buyurun, listeme bir göz atın...

Bu yaz en sevdiğim;
-Şarkı: Hande Yener'den "Sopa" (Yaratıcı bir çalışma olduğunu düşünüyorum.)
-Kitap: Stieg Larsson'dan "Ateşle Oynayan Kız" (İskelelerin vazgeçilmezi ve gönüllere taht kurmuş bir serinin ikincisiydi.)
-Sinema filmi: "Sihirbazın Çırağı" (Hey! Bunun oyuncularını mı, senaristini mi, yoksa yönetmenini mi yazacağıma karar veremediğimden sadece "Sihirbazın Çırağı" demek zorunda kaldım.)

Bu yaz hiç sevmediğim;
-Şarkı: Atiye'den "Dondurma" (Yorum yapmak hakkım mı bilmiyorum çünkü şarkı o kadar boş ve kötü ki tamamını dinlemeye cesaret edemedim.)
-Kitap: Christopher Pike'den "Sarışın Vampir" (Vampir modasının çığrından çıktığı andır! Midenizi kaldıran, vahşet dolu, iğrenç ve berbat bir kitap.)
-Sinema filmi: "Son Hava Bükücü" (Televizyonların sevimli Avatar'ı Aang'i izlemek için gittiğim film bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı.)

20 Eylül Pazartesi, "Mert'in Gezegeni" bir yaşında; o gün yeniden buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Kısa kısa...

A Milli Takımımız, 2010 FIBA Dünya Şampiyonası'nda bugüne dek oynadığı basket maçlarında gerçekten üstün performans sergiledi. Takımımızı tebrik ediyorum. Bu akşam oynanacak olan maçta ve diğer maçlarda da aynı sonucu alacağımıza inanıyor, karşılaşmaları hararetle bekliyorum.

Okulların açılmasına da çok az bir sürenin kaldığı şu günlerde, ben yine, yeni çizgi romanım için çalışma halindeyim. Hatta çalışmalarımı hızlandırdım. "Yeni / Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci", 15 Ekim'de başlıyor.

Bu vesileyle bayramınızı da kutluyorum.
Sevdiklerinizle beraber sağlıklı ve mutlu günler diliyorum,
Mert...

2 Eylül 2010 Perşembe

"Muğla'da bir gün" için hepinize teşekkürler!

Arkadaşlar,
"Muğla'da bir gün" başlıklı gezi yazımla ilgili o kadar güzel şeyler söylediniz ki, benim de bu teşekkürü yazmam kaçınılmaz oldu. "Muğla'da bir gün"ün yorum bölümüne yorumlarını yazanlara, beni telefonla arayanlara ve bana elektronik posta adresimden ulaşanlara çok teşekkür ederim. Üzülüyorum ki gezi yazımı yakın tarihte yayımlamama rağmen yazımın sonrasında çenem çok açıldı, tatildeyim diye yeni yazılar yazmak, düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim; sonuç olarak bloguma girdiğinizde gezi yazım altlarda kalıyor. Yaptığım her yeni kayıt bir öncekinin üstüne geçiyor. Sizler blog arşivinden "Ağustos" ayına girerek o yazıma ulaşabilirsiniz. Şuanda ne kadar mutlu ve coşkulu olduğumu anlatamam sizlere. Yazımın bu kadar beğenileceğini tahmin edememiştim. Bu desteğiniz çizgi romanlarımı yaparken beni daha da güçlendirdi, şimdi daha sıkı ve daha hevesli çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki yanımda olan bir sürü insan var.

İlk olarak en büyük destekçim olan ve her zaman yanımda duran aileme,
Akrabalarıma (ki bu küçümsenecek bir oran değil, hepsini tek bir kelimeye sığdırdım ama hepsine ayrı ayrı sesleniyorum aslında),
Etafımdaki muhteşem insanlara,
Ta uzaklardan, yanımda olduklarını hissettiren dostlarıma...

Kısacası hepinize çok teşekkür ediyorum.
Beni çok mutlu ettiniz.
Kendinize dikkat edin,
Mert...