...ve zamane genci yazmaya başlar.

10 Şubat 2011 Perşembe

Nihan Karaali'nin samimi müzEvi!

Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci'nin ikinci bölümünü de bloguma koyduktan sonra hemen ertesi gün güzel bir ev dekorasyonu dosyası hazırlamak için sorularımla, fotoğraf makinemle soluğu Nihan Karaali'nin evinde aldım. Bir apartmanın çatı katındaki evinde, terasındaki ve evinin içindeki çeşit çeşit çiçekleriyle, her biri ayrı bir hikâye anlatan küçük, orta, büyük boydaki objeleriyle ve tüm iyi niyetiyle evinin kapılarını benim için açtı Nihan Teyze. İşte karşınızda, hayatınızda görüp görebileceğiniz en samimi evlerden biri! Tam anlamıyla dekorasyon yazısı olmasa da birbirinden ilginç objelerle karşılaşacağınız bir dosyaya hazır olun...






Eski bir apartmanın çatı katındaki evine konuk olduğum Nihan Karaali'ye, evini nasıl tanımladığını sorduğumda, biraz düşündükten sonra, "Hayal dünyam," diye yanıt veriyor. Evi kendi kişiliğini yansıtır insanın. Bu renkli ev de Nihan Teyze'nin renkli bir insan olmasının doğal sonucu. Hemen peşinden en çok hangi rengi sevdiğini, sevdiği renkleri evinde kullanıp kullanmadığını sorduğumda, yine biraz düşündükten sonra, "Her rengi severim. Evimde her renk vardır." diyor ve bana göstermek istediği şeyler için onun peşinden ilerliyorum.

Bu çatı katı dairesine 2001 yılında taşınmış Nihan Teyze. Apartmanın en üst katına çıktığınızda karşınızdaki kapı terasa açılıyor, terastan da eve giriş yapmak için asıl kapıyı çalıyorsunuz. Eve girdiğinizde detaylar üstünüze geliyor. Evde masa, iki koltuk gibi belli başlı mobilyalar var; geriye kalan her şey küçük, orta ve büyük boylarda eşyalardan ibaret! Çeşit çeşit çiçeklerse evin her yerinde. İğneleri çeşitli boylarda değişen kaktüsler, parmağınızı uzattığınız anda kapacakmış hissi uyandıran çiçekler ve süs bitkileri... Çektiğim fotoğraflarda hepsini göreceksiniz.





Bu kuzine soba salonun tam ortasında bulunuyor. Üstündeki mavi çaydanlığın sevimliliği karşısında etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Salonu ısıtan ve ocak-fırın işlevi gören bu kuzine soba evdeki küçük detayların aksine hemen göze çarpıyor. Üstündeki küçük patetesler çok sevimli görünüyor.





Her yerde ama her yerde detaylıca incelemeniz gereken şeyler var. Öyle ki ben bile bazı detayları fotoğraflara bakarken fark ettim...
Nihan Teyze'ye evindeyken en çok ne yapmaktan hoşlandığını sorduğumda, "Müzik dinlemek, gazete okumak ve onarım işlerini yapmak." diyor.
Bu arada yukarıdaki son resimde lambanın önündeki üç minyatür bardağa dikkatinizi çekmek istiyorum. Evdeki bu tip minyatür objelerin mekana eğlence katmış olduğu görüşündeyim. Ben böyle düşünürken karşıma minyatür bir masa ve sandalyeleri çıkmasın mı!







Peki ya evinin en çok hangi bölümünü sever Nihan Teyze? "Rahat okuyabildiğim, okuma ışığının en çok geldiği her yeri severim." yanıtıyla bizleri aydınlatıyor.

Bir de Nihan Teyze'yi epey düşündüren bir soru soruyorum: Sorum evinde daha çok antika eşyaların mı, yoksa modern eşyaların mı olduğu. Cevabı, "Evde anısal, aileden kalan, el emeği şeyler var," oluyor. Ve ekliyor: "Bir de çiçekler!" Anladığım kadarıyla Nihan Teyze evini belli bir kalıba sığdıramıyor. Ama verdiği cevap ve fotoğraflar da evde antika eşyaların ağırlıkta olduğu yönünde bence.

Evdeki bazı objelerin aydınlatmaları spotlarla sağlanıyor. Böylece insan müze geziyormuş hissine kapılıyor.

Nihan Teyze'ye yukarıdaki son fotoğraflarda gördüğünüz porselenleri kullanıp kullanmadığını sorduğumda, birkaç tanesini göstererek bazen kullandığını söylüyor. Bu porselenlerden herkesin evinde olabilir, ama herkes Nihan Teyze'nin tarzıyla sunabilir mi orası tartışılır... Evde en çok sevdiğim yer porselenlerin raflarda sergilendiği bu bölüm oldu.




İşte salonun bir kenarındaki mutfak tezgahı... Tezgahın üstünde tabak, bardak gibi mutfak gereçlerinin yanı sıra çok daha başka şeyler de var. Bu 'çok daha başka' şeylerden biri de fotoğrafta görmediğiniz minyatür sobalar.

Arkadaşlar, çektiğim 65 fotoğraftan sadece bir kısmını yayımlamak zorunda kaldım yine (blog kotası nedeniyle). Seçim yapmak inanın çok zor oldu!

Bu yazıdaki fotoğrafları bloga koymak için babamın gerekli teknik aşamalardan geçirdiğini de söylemem gerekiyor. Kendisi bu tip isteklerimde beni hiç kırmaz. Bir çeşit danışmanım oldu artık.

Yeni yazılarımla karşınızda olmaya devam edeceğim...

Sevgilerimle, Mert...

3 yorum:

  1. Sevgili genç arkadaşım... Nihan Karaali benim olduğu gibi babanın da çook eski can dostlarından biri...Bizler baban ve ben üniversitede öğrenci olduğumuz yıllardan beri Nihana ait mekanlarda hep mutlu olduk ve değerli dostluklar geliştirdik.Şimdi Orhan Ofluoğlu' nun sevgili yavrularından biri olan senin bu güzel sayfanda gezinirken anılarımda canlanan gençliğimiz,umutlarımız ve geçen zamanda yaşanan acı tatlı olaylar dostlukların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı bana...
    Nihanın evi ne kadar renkli güzel ve özelse bilmelisin ki senin gibi ilgili gençler de o kadar değerli bizim için. Seninle tanışmadık ama babana Yıldız teoman Eroğlu ve Mehmet Sait Eroğlu hocasının çok selamlarını ilet ve seni yetiştirdikleri için sevgili annen ve onu kutladığımızı da özellikle söyle... Ellerine yüreğine sağlık Mert...

    YanıtlaSil
  2. yorum yapıcam yapıcam yapamıyorum: muhteşem!

    YanıtlaSil