...ve zamane genci yazmaya başlar.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Afyon'da bir akşamüstü






Afyon’u nasıl bilirdiniz? İç Anadolu’nun kurak, çorak ve en önemlisi de bozkır kenti diye, değil mi? Hayır, alakası yok! Ben Karadeniz'in sokaklarında görmediğim yeşilliği Anadolu'nun “çorak” kenti Afyon'da gördüm! Şöyle söyleyeyim: Karadeniz’de dağlar doğal yeşil, kent içlerinde ağaç falan yok; Afyon’da dağlar doğal bozkır, kent içinde gür ağaçlar, çiçekler, yeşillikler... Şaşırdım kaldım... Afyon’da sadece görmekle ilgili şeyler mi yaptım? Hayır elbette: Atatürk’ün de yemek dediği ve hatta ismini koyduğu meşhur İkbal lokantasında vişneli ekmek kadayıfını tattım, kasabada geziyormuşum gibi sevimli ara sokaklarda gezerken burnuma gelen Hanımeli kokularını burnumun derinliklerine çektim ve beklediğimden farklı bir Afyon şehri karşısında heyecanlandım...


Saatlerimiz 18.30'dan sonrasını gösteriyor. Güneşin son ışıkları gökyüzünde dans ederken, Afyonkarahisar şehrinde yürüyerek keşif turumuza başlıyoruz. Daha ilk adımdan itibaren hemen dikkatimi çekiyor: Yol kenarları, kaldırımlar, caddeler, sokaklar yeşillik içerisinde! Afallıyorum tabii; etraftaki dağlarda bozkırları, çorak otları görmesem kendimi Karadeniz’de falan sanacağım yani. Kaldı ki Karadeniz'in şehirlerinde de bu kadar çok yeşillik yok. En azından Trabzon için öyle. Büyük büyük iri gövdeli ağaçlar, Hanımeli kokuları, rengârenk güller, türlü türlü çiçekler var ki sormayın! Sanki doğa gezisi için bir yere gitmişiz, o derece: Her yerden ağaç fışkırıyor! İç Anadolu'nun çorak diye bilinen bir kentinde böylesine bir manzarayla karşılaşacağımı hayatta tahmin edemezdim doğrusu!




Afyon’un ara sokaklarında yürürken kendinizi sanki bir kasabadaymış gibi hissediyorsunuz. Süs havuzları, fıskiyeler hemen hemen her adım başında karşınıza çıkıyor. Yeşilliklerden, çiçek kokularından daha fazla bahsetmeme gerek yok herhalde?




Ben biraz karanlıkta kalmışım ama dış görünüşüyle hoşuma giden “Afyon Lisesi” bu fotoğrafta çok güzel görünmüş.



Paris değil; Afyon. :)






Afyon’a gelip de bu şehirden, Atatürk’ün de yemek yemiş olduğu ve adını da onun koyduğu meşhur İkbal lokantasında yemek yemeden ya da en azından vişneli ekmek kadayıfından tatmadan ayrılmak olur mu hiç?


Bunu beğendiyseniz şunlar da ilginizi çekebilir:

Marmaris'te yaz başkadır

Muğla'da bir gün

9 yorum:

  1. suppersin sırada hngi şehir var?? :):)

    YanıtlaSil
  2. devam et mert çok iyi bir blogun var bence eksik olan tek şey tanınmamış olmak sadece.. o da bir gün olacaktır..

    YanıtlaSil
  3. yaşadıklarım-g. köşesi çok çok iyi ve çizgi romanlar da öyle.. daha çok şiir istiyoruz mert!!

    YanıtlaSil
  4. Sizlerle şiirlerimi ve şarkı sözlerimi paylaşmaya devam edeceğim. :)

    YanıtlaSil
  5. inanamıyorum yazdıklarınla her geçen gün büyülüyosun beni mert afyonun bukadar güzel olduğunu tahmin bile edemezdim çok güzell:) hRİKASINNN İLK İŞİM FIRSATIM OLUNCA AFYONU GEZMEK OLACAK

    YanıtlaSil
  6. evet yine güzel bi gezi yazısı.. :)

    YanıtlaSil
  7. mertciğim ramazanda okumak nasip oldu yazılarını oruçlu oruçluda nerden aklıma getirdin ekmek kadayıfını :)

    YanıtlaSil
  8. yazılarınızda bazen arşive çabuk karışmalarından söz ediyorsunuz ya, haklısınız valla ben bunu gözdenkaçırmışım mesela, iyi oldu yana koyduğunuz:)))

    YanıtlaSil
  9. Bir afyonlu olarak begenmenize sevindim ama söylemeden edemeyeceğim afyon iç Anadolu'nun kurak bir şehri değil Ege bölgesinde bir ildir

    YanıtlaSil