...ve zamane genci yazmaya başlar.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Yaz ayında, raflarımda...

Merhaba arkadaşlar,

Bir eğitim-öğretim yılı daha sona erdi. Dokuzuncu sınıf su gibi aktı ve bitti. Yaz tatili de böyle hızla geçecek. Tatilde yapılacak o kadar çok şey var ki (en azından benim için) her günü iyi bir şekilde değerlendirerek geçirmeliyiz. Çizgi roman dizimin sezon finali için harıl harıl çalışmam bir yana, şu sıralar kitap dünyasında bir kez daha boğulmuş durumdayım! Baş ucumda dergilerin yanı sıra yeni aldığım tam dört kitap var. Şimdi sizlere onlardan bahsetmek istiyorum.
Stefan Grabinski'nin "Hareket İblisi" sınav zamanı aldığım ve bu nedenle okuyamayıp askıda bıraktığım bir kitap. Diğer üç kitabı daha severek okuyacağımdan bu kitap bir süre için komodinimde öylece durmaya devam edecek.
Rafları kitaplarla dolup taşan, (Türkiye'deki kitapçılardan almasının yanı sıra) yurt dışından da kitaplar getiren ve büyük kütüphanelerinde onları yıllardır titizlikle korumakta olan babamın (okuma, yazma ve çizme sevgimi ona borçluyum) almış olduğu ve Jeff Kinney'in yazdığı "Saftirik Greg'in Günlüğü" benim yaşımın biraz altındaki çocuklara göre olsa da oldukça eğlenceli ve her yaştan insanı güldürecek bir kitap. Babam kaliteli kitapları seçer ve alır. Bu da onlardan biri. Kitaptaki karikatürler de hoşuna gitmiş olacak ki bu kitabı bana aldı. Tam da babalar gününden önce şu yaptığına bak!
Keşke bu iki kitapla yetinebilsem... Ama şu sıralar o kadar güzel ve "beklediğim" kitaplar ardı ardına çıkıyor ki, hepsini alıp okumak istiyorum! Bunlardan bir diğeri size daha önce de bahsetmiş olduğum Ulysses Moore serisinin sekizinci kitabı olan "Yıldırımların Efendisi". Muhteşem bir kitap, elimden bırakamıyorum, yeni almama rağmen hemen ortalarına geldim bile!
Ve bombayı patlatıyorum! Üzgünüm ama şimdi bahsedeceğim kitap, bu üç kitabı da sollayarak birincilik koltuğuna oturacak bir kitap (belki Ulysses Moore ile birazcık çekişebilir ama sonunda kazanan o olur); çıkmasını sabırsızzzlıkla beklediğim bir kitap; bana "En sürükleyici kitap serisi hangisidir?" diye sorulduğunda hiç tereddüt etmeden cevap vermemi sağlayacak bir kitap: Yani, "Millennium" serisinin beni bu şehirden alıp olayın geçtiği mekanlara götüreceğinden emin olduğum ikinci kitabı "Ateşle Oynayan Kız"!!! On beş Haziran'da çıktı! Çıktı ama dağıtımı biraz zaman alacağından ben de pazartesi günü gidip önceden bana ayırmalarını rica ettiğim (her zamanki kitapçımdan) kitabımı zevkle alacağım! Serinin ilk kitabı olan "Ejderha Dövmeli Kız" o kadar güzeldi ki daha bu kitabı okumadan güzel olacağını düşünmemi sağladı, inşallah hayal kırıklığına uğramam! Amerika'da en çok satan kitaplar arasında bir numara olan bu kitabı sakın kaçırmayın!

Babacım, bu arada Babalar Günü'nü kutluyorum!

14 Haziran 2010 Pazartesi

"Gizemli Tavşan" 9.bölüm tanıtım yazısı

Beklenen finale çeyrek kala Gizemli Tavşan'da olaylar hızlanıyor, heyecan doruklara tırmanıyor! Nurcan'ın çocuklarda saklandığını öğrenen Arda evin kapısını çalıyor, Nurcan ise onu karşısında görünce duygularına söz geçiremeyip bir anlık hataya düşüyor. Üstüne üstlük bu manzaraya şahit olanlar arasında Mahluki Hanım ve Mustafa Bey de var.

NURCAN HAYATININ HATASINI YAPIYOR!

Alev'in kalkıştığı şantaj olayı hiç beklemediği bir biçimde sonlanmış, genç kız yaralanma tehlikesini atlatmıştır. Alev'in karşı tarafla gerçekleştirdiği bir anlaşma sonucu cephelerde eşitlik sağlanmıştır. Ancak Arda, Suzan'ın fark edemediği gerçeği fark etmiş, resimlerdekinin Sevda değil Nurcan olduğunu anlamıştır. Alev, Nurcan'ın onlarda kaldığını itiraf etmek zorunda kalmış; bu durum karşısında Suzan çok şaşırmış, Arda'ysa derin bir sessizliğe gömülmüştür. Okulda ise iki kız arasında gittikçe çekişmeye dönüşen Barış meselesinin durulduğu yoktur. Nazlı, Alev'le karşılaştıkları her an ona hava yapmaktan vazgeçmemektedir. Okul çıkışı Mahluki Hanımlara giden çocuklar Mustafa Bey'in kalbindeki adın o olduğundan artık emindirler. Peki aynı şey Mahluki Hanım için de öyle midir? Alt katta samimi diyaloglar yaşanırken üst katta çocukların evinin kapısı hiç beklenmedik anda hiç beklenmedik bir el tarafından çalınır. Arda, Nurcan'ı unutamamıştır. Kapıyı açtığında karşısında Arda'yı görünce bocalayan Nurcan onun ısrarıyla onun evine gitmekten kurtulamaz. Arda, Nurcan'a onu kararsız bırakacak bir teklif sunar. Ve onu öper. Tüm bu manzarayı o sırada Mahluki Hanımlardan çıkmakta olan Mustafa Bey ve çocuklar da görmüştür. Geri dönüşü olmayan bu hareket kıyamet alametidir.

Çok kısa bir süre sonra blogda yayımlanacak olan dokuzuncu bölümün çalışmalarına bugünlerde başlandığını ve Mert'in titizlikle yoğun bir şekilde çalıştığını da belirletim.
Bu bölümü sakın kaçırmayın!

12 Haziran 2010 Cumartesi

Çizgi romanımda olacaklar beni bile heyecanlandırıyor!

Merhaba arkadaşlar,

Nihayet, on iki sınavlık sürecim bitmiş durumda. Okul da gelecek hafta kapanıyor. Çizgi romanımın dokuzuncu bölümünün yapımına başlayamamıştım bu yoğun tempoda. Ama bugün sabahtan beri evdeyim ve yapacaklarımı düşünmekle meşgulum. Yani artık kendimi tümüyle bu işe verdim. Aklımda o kadar çok konu var ki, bir an önce çalışmalara başlamak istiyorum. Bu yazıyı gönderir göndermez dokuzuncu bölümün ilk sayfasını yapmaya başlayacağım. Olacaklar beni bile heyecanlandırıyor!

Sevgilerimle,
Mert...