...ve zamane genci yazmaya başlar.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Ben benle röportaj yapıyor! -2

Bu röportaj bir gazete sayfasında olsaydı size bu kadar uzun gelmeyecekti ve okuyup okumamak arasında sıkışıp kalmayacaktınız. İnsanın kendiyle mülakat yapması her zaman rastladığınız bir şey sanki! "Gizemli Tavşan"ın bitmesinin ardındaki nedenlerden yeni çizgi romanım olan "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"ya, küçüklüğümde yaptığım bu çizgi romanın beş yıllık gelişim sürecinden gündemdeki planlarıma kadar her şey bu röportajda... Bir kez daha aynayı yüzüme çevirdim, kendimle hesaplaştım. Seçim sizin.

"YARATICILIĞIMDA SINIR TANIMAYACAĞIM!"

Ben: Öncelikle şunu öğrenmek istiyorum: Yoğun geçen bir okul yılının ardından yaz tatiline girdiniz ve dinlenmek yerine yeni projeler üretmeye devam ediyorsunuz... Bu nasıl bir tempo böyle?
Mert: Bu benim için hayatın akışı. Öğle saatlerine kadar uyuyan, gün boyunca televizyon karşısında tembellik yapan ve akşam olunca gece geç saatlere kadar bilgisayar başında saçma sapan sitelerde gezinen bir Mert düşünemezsiniz. Bir şeyler düşünmeden, yeni projelerimi gerçekleştirmeden yaşamak benim için ölümden farksız. Anlayacağınız hayat enerjimi bunlardan sağlıyorum ve aynı enerjiyi bunlar için tüketiyorum.
Ben: İsyan ettiğiniz olmuyor mu peki?
Mert: Olmaz olur mu! "Gizemli Tavşan" çizgi roman dizimin bir bölümünde, ikilemde kaldığım bir konu için bir gün boyunca kendimi nasıl yiyip bitirdiğimi ben bilirim. Sıkıntıdan uykusuz kaldığım o geceyi hatırladıkça kendime kızıyorum. Zevk amaçlı yaptığım bu hobiler benim için bazen tam bir dert nedeni haline gelebiliyor. Böyle olunca bir çözüm bulmak için beynimi de, ruhumu da, etrafımdakileri de yoruyorum. İşte size isyanlarım ve sonuçları (Gülüyor)!
Ben: "Gizemli Tavşan" neden bitti? Mayıs ayında yaptığımız röportajda bu çizgi romanınızın bir sezon daha devam edeceğini söylemiştiniz.
Mert: Haziran ayında dokuzuncu bölümünü yaptığım çizgi romanımın, yine haziran ayında, ben tatile gitmeden onuncu bölümünü yani sezon finalini de yapma düşüncem vardı. Ancak kafam karışıktı. "Gizemli Tavşan" gayet iyi giden ve daha devam edecek olan bir çizgi roman dizisi olmasına rağmen, yeni sezonda, başka bir çizgi romanım olan "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"ya dönmem için istekler geliyordu. Tabii ki bu blogu açmamdan önce o çizgi romanımdan haberdar olanların istekleriydi bunlar. Aklımın bir köşesinde istekleri değerlendirip eski çizgi romanıma dönmek varken yine de "Gizemli Tavşan"ın sezon finalini yaptım ve bloga koydum. Sezon finalini, sadece üç gün blogda yayımlandıktan sonra kaldırdım. Çünkü "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"yi özlediğini söyleyenlerin ve bir yıl aradan sonra yeniden başlaması için ısrar edenlerin sayısı artmıştı. İki çizgi romanımı da teraziye koydum. Ağır basan taraf Kaptan'ınki oldu. Böylece hem okurlarımı kırmamış hem de gerçekten neyi yapmak istediğimin farkına varmıştım.
Ben: Sezon finali sadece üç gün blogda kaldı. O üç gün içerisinde sezon finalini okumak bir ayrıcalık olmalı...
Mert: Evet. Üç gün yayımlandıktan sonra kaldırdığım sezon finalini okuyanlar ileride şanslı sayılacak (Gülüyor)! Bölümün tek kopyası bende. Eğer final yapmasaydım hikayenin ne yönde geliştiğini ben ve o üç gün içinde blogumu ziyaret edenler biliyoruz. Açıkçası bu özel bölümü okuyan olup olmadığını, okuyan olduysa da kimlerin okuduğunu çok merak ediyorum.
Ben: "Gizemli Tavşan"ın bitmesindeki tek neden diğer çizgi romanınız için gelen istekler miydi?
Mert: Bu finalin iki nedeninden biri ve en etkili olanı elbette o çizgi romanıma dönmem için okurlardan gelen isteklerdi. Etkisi daha az olan neden ise kendimi kapalı bir kutuya hapsettiğimi anlamış olmamdı. Aslında iki neden de birbirine bağlı. "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci" için istekler gelmeseydi, "Gizemli Tavşan"ı bitirme düşüncem olmayacaktı. Bu isteklerin çoğalması da kendimi kapalı bir kutuya hapsettiğimin farkına varmamı sağladı. Yeni çizgi romanımın ilk bölümünü okuduktan sonra anlayacaksınız, Tavşan'da sınırlı harekette bulunabilirken Kaptan'ın dünyasında yaratıcılığın sonu yok. Gündemimizde bu varken abimin, "Hayal gücün çok geniş ve sen yaratıcılığını engelliyorsun" diyerek "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"yi yapmamı onaylaması üzerine kesin kararımı verdim. Kutudan dışarı çıktığımda sözlerinin doğru olduğunu fark ettim. Ve Temmuz'dan beri yeni çizgi romanım için çalışıp duruyorum. Ancak bunu şu muhteşem üçlüye borçluyum: Abim, babam ve annem... Onlar olmasaydı efsane küllerinden doğmazdı!
Ben: "Gizemli Tavşan"la ilgili sorularım bitti... Şimdi de hayırlı olsun diyerek yeni çizgi romanınızla ilgili sorularıma geçiyorum... Bize "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"dan bahsedebilir misiniz?
Mert: Beş yıl boyunca hiç durmadan yani aralıksız olarak çıkardığım bir derginin karakterleri bunlar. Geçen sene bu çizgi romanıma ara vermek istedim ve geçen yıl Eylül ayında bu blogu açarak "Gizemli Tavşan"a başladım. Yani "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci" altı yıl önce yarattığım bir çizgi roman. Biliyorum, bu sözlerim karşı taraftakilerin beni kendini beğenmiş olarak nitelendirmesine neden olabilir belki ama bunları söylerken altı yıla dayanarak konuşuyorum. Kendimde bu hakkı görüyorum.
Ben: Altı yıldır bu karakterleriniz var. Beş yıl boyunca dergilerini çıkarmayı, kitaplarını yazmayı hiç bırakmadan devam ettirdiniz. Bu iş emek, istek ve sabır ister.
Mert: Aynen öyle, emeksiz hiçbir şey olmuyor. Çocukluğumdan gençliğime geçişimde onlar hep yanımdaydı. Onlarla büyüdüm. Benim için diğer çizgi romanlarımdan ayrı bir yerleri var. Emekten de öte bir şey bu.
Ben: Beş yılda Kaptan Briand'ın gelişim sürecinde neler yaşandı, ne gibi değişiklikler oldu?
Mert: İlk başta saman kağıtlara yaptım dergimi. Şimdilerde yaptığım çizgi romanlarımdaki gibi değildi formatı; kutucukları, balonları ve çizimleri kurşun kalemle yapardım, yazıları da kurşun kalemle yazardım. Sonra kuru boyayla boyatırdım çizimlerimi. Kapak çizimleriydi, fiyatıydı, dergideki diğer bölümlerdi (kendi yaptığım testler, bulmacalar ve yazılar...) derken bir sayı biterdi. Koridorda, "Yeni sayı çıktııı!" diye bağırırdım. Babam beni kırmaz alırdı. Annemle birlikte saklarlardı sonra. Babamın dev kütüphanesinin cam kapaklarına yaptıklarımın reklamını asardım. İşte şu dergim çıktı, Meto Tiyatroları'nda bu hafta şu oyun var gibilerinden...
Ben: Bir saniye! Gerçekten tiyatro yapar mıydınız?
Mert: Gerçekten yapardım. Tek kişilik tiyatro! Her şeyi bendim çünkü oyunlarımın (Gülüyor). Afişlerini yapan, oynayan, konusunu bulan... Doğaçlama oynardım genelde. O zamanki zihniyetime göre bana kalsa her gün evimizin bir köşesinde kurduğum sahnemde her dakika bir oyun seyrettireceğim aileme!
Ben: Bu da ayrı bir röportaj konusu... Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Mert: Zamanla, saman kağıtlara yaptığım dergilerimi fotokopicide çoğaltmaya ve tanıdıklara satmaya başladım. Daha sonra tüm Türkiye'ye yayıldım ve dergilerime üye olanlara posta yoluyla haftada bir veya ayda bir gibilerinden dergilerimi yollamaya başladım. Dergilerim diyorum, anlayın, "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"dan bahsediyorum. Bu söylediklerim altıncı, yedinci sınıfta yaptıklarımdı. Beşinci sınıftayken böyle bir üyelik meselesi yoktu. Sekizinci sınıfta kutuları ve baloncukları bilgisayarda oluşturmaya başladım, yazıları klavyede yazdım. Çizimlerimi yine ellerimle yapıyordum. Bunu üstüne basa basa söylüyorum çünkü çizgi romanlarıma ilk kez bakanların bana sorduğu soru her zaman şu oluyor: "Bunları bilgisayarda mı çiziyorsun?" Merak ediyorum, çizimlerimi kendi ellerimle yaptığım anlaşılmıyor mu sahiden (Gülüyor)?
Ben: Röportajı uzatıp okuyucularımızı sıkmak istemiyorum ama konuşacak çok şeyimiz var daha...
Mert: Bence de. Bu röportaj bir gazete sayfasında çok hoş duracaktır ama blogda yazılar alt alta olduğundan insanlara çok uzun geliyor ve çoğu zaman okumaya üşeniyorlar. Bu da beni üzüyor haliyle.
Ben: Son birkaç soruyla toparlamak istiyorum. Takipçileriniz bu sezon nasıl bir çizgi romanla karşılaşacak?
Mert: Bir televizyon dizisi havasında yaptığım "Gizemli Tavşan"dan tümüyle farklı; çizgi roman müptelalarının Martin Mystere'den, Zagor'dan, Mister No'dan, Büyülü Rüzgar'dan aldıkları tadı alacakları çok başka bir çizgi roman olacak bu. Formatı da diğerininki gibi değil. Okurlar şaşıracak.

"KONU SIFIRDAN BAŞLAYACAK!"

Ben: Kaptan Briand'ı bilenler de, bilmeyenler de bu çizgi romanı okuyacak. Bununla ilgili söylemek istedikleriniz neler?
Mert: Zaten bilenler "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"yi özledik diyerek tekrar başlamamı istediler ve siteyi ziyaret edenlerin çoğu da önceden bu çizgi romanımı okumuş olanlar. Ama hiç okumamış olanlar da var tabii ki. Artık siteyi ziyaret edenlerin sayısı daha fazla. Artık daha çok kişi böyle bir sitenin varlığından haberdar. Beş yıl süren çizgi romanım "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci" adıyla yayımlanmıştı. Bu sefer, "Yeni/Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci" adını kullanacağım. Basit bir ayrım olsun istedim. Öceden okuyanlar da hiç okumayanlar da olan biteni anlayacak. Yeni maceralarla, konu sıfırdan başlayacak. Kimse endişelenmesin.
Ben: Sitenize belli kişiler giriyor tabii ki, değil mi?
Mert: Elbette, bu siteyi kim biliyorsa o kişiler giriyor. Sitemin reklamı dergilerde, televizyonlarda, gazetelerde çıkmıyor ya sonuçta! Ne, çok tıklanan popüler bir dizinin sitesi burası, ne de satış rekorları kıran kitapların... Sitenin ziyaret edilme oranı gayet iyi diyorum çünkü bu site internetteki sayısız siteden bir tanesi ve tüm Türkiye'nin bu siteden haberi yok ki rekor kıralım! Tanıdıklarım, akrabalarım, arkadaşlarım giriyor. Zaten blogumu kuralı daha bir yıl bile olmadı. 20 Eylül'de bir yıl olacak. Böyle bir site için takipçi sayısı tatmin edici, daha fazlasını beklemek mümkün değil zaten.
Ben: Bir de ilk derginizi ne zaman çıkardığınızı merak ettim.
Mert: 2003 yılının Kasım ayında. Sekiz yaşındayken. O zamandan bu zamana hiç ara vermeden ilk günkü heyecanımla yazmaya, çizmeye devam etmekteyim işte. Hatta havalı bir cümle olacak ama üç yaşımda önüme kağıt kalem koyduktan sonra çok güzel bir resim çizdiğimi söyleyen bir tanıdığımız o zamandan ileride böyle şeyler yapacağımı tahmin etmiş. Resim çizme merakım o zamandan, resimlerimin yanına hikayeler eklemem de okuma yazmayı öğrenir öğrenmez olmuş.
Ben: Son soru... Yakın zamanda blogunuzda neler göreceğiz? Yeni çizgi romanınız ne zaman başlıyor? Kısacası şu sıralar neler yapıyorsunuz?
Mert: Temmuz ayının ortalarından beri "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci" için çalışmaktayım. Bir sayı çıkarmak bir aydan fazla sürüyor. Senaryosuydu, çizimleriydi, renklendirmesiydi... Emek istiyor, uğraş istiyor, zahmet istiyor, zaman istiyor. Sıcaklar da işimi zorlaştırıyor. Şu sıralar birinci bölümün yazım - çizim aşamasındayım. Her gün çizgi romanımla uğraşıyorum. Sadece o da değil. Bu röportajım üzerinde iki haftadır çalışıyordum, nihayet takipçilerime sunabildim. Bir de muhteşem bir Ege turuna çıkaracağım sizi! Sizler için fotoğraflı açıklamalı bir dosya hazırlayacağım. Bunu röportajımdan sonraya sakladım. Şimdilik gündemde bunlar var. Yeni çizgi romanımın ilk bölümünün ne zaman yayımlanacağına gelince... Ben şimdiden çalışıyorum ama ikinci bölümü de tamamladıktan sonra ilk bölümü yayımlama düşüncem var. Bir aksilik çıkmazsa Eylül ayına yetiştirmeye çalışıyorum. Yoğun tempoda sizleri en güzeliyle buluşturmak için koşuşturmaktayım anlayacağınız (Gülüyor).
Ben: Mayıs ayında yaptığımız bilgilendirici röportajdan sonra bu röportajımız da çok güzel oldu. Teşekkürler.
Mert: Evet, ben teşekkür ederim. İnsanın kendi düşüncelerini söyleyip rahatlaması kadar güzel bir şey yok. İnşallah ipin ucunu kaçırmamışımdır (Gülüyor)!

2 yorum:

  1. Eee Mert, yeni çizgi romanını ne zaman buraya koyacaksın?

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Arda, röportajımda da bahsettiğim gibi Eylül ayına yetiştirmeye çalışıyorum. Ama ilk bölüm çok uzun oldu ve daha ikinci bölümü de yapacağım. Bu nedenle Ekim ayında da olabilir. Sevgilerle...

    YanıtlaSil