...ve zamane genci yazmaya başlar.

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları'nın ardından...













Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları'na bir Trabzonlu olarak kayıtsız kalacağımı mı sanıyordunuz, sevgili takipçilerim? Kalır mıyım hiç! Trabzon'u da etkisi altına alan bu anormal sıcaklara rağmen fotoğraf makinemi attım çantama, her etkinliğe gidemesem de Akçaabat'tan Yomra'ya, Beşirli'den Meydan'a; veya başka bir deyişle atletizmden cimnastiğe, tenisten bisiklete hepsini görüntüledim. Ve dosyanın sonunda da bu organizasyonun kapanış töreni var elbette... Judosu da eksik kalsın, ne yapalım.






Yukarıdaki havai fişekler açılış töreni esnasında atıldı... O muhteşem anları babam muhteşem fotoğraflara dönüştürdü. Bundan sonraki fotoğraflar her zamanki gibi bana ait. Sonraki üç fotoğrafı Akçaabat'taki atletizm sahasında çektim... Fotoğraflarda koşucular ön planda. Ama sahada gülle atanlar, yüksek atlama yapanlar da vardı. Takip açısından en zor olanı bu etkinlikti. 49 ülkenin katıldığı bu organizasyonda en gürültülü saha da burasıydı.



Sporcular tenis oynarken ayakta dolaşmak yok! Atletizmin aksine burada çıt bile çıkaramadık! Dikkatleri dağılmasın diye... En sessiz saha burasıydı.



Meydan trafiğini kapatmışlar, her yerden bu bisikletliler çıkıyordu! Ama şu görüntüye bakar mısınız, herkesin aynı anda pedal çevirmesi ne kadar güzel bir şey! Ben de bir bisiklet tutkunu olarak çok beğendim doğrusu...



En görsel, en estetik etkinlik kesinlikle cimnastikti! Sırıkların üstünde duranlar, müzik eşliğinde bale yapar gibi hareketler sergileyenler... En renkli saatleri Yomra'daki bu cimnastik sahasında geçirdim.











Ve kapanış... İki saat bekletilmemize değdi mi? Şu açılardan değdi: Önce sahadan, sonra da arkamızdan atılmaya başlanan havai fişekler müthiş görseldi, çok muhteşemdi, kapanışın en can alıcı kısmı oydu. Hayatımda izlediğim en güzel havai fişek gösterisiydi. Bir ara iki ateş arasında kalan asker gibi hissettim kendimi... Gripin meraklısı değilim, hani "tutkunu" olduğum şarkı grubu değildir; ama beş şarkı söyledikleri canlı performans çok güzeldi, başarılıydı. Bravo! Şu açılardan değmedi: Horon ve kolbastı haricinde bir şey yoktu. Açılıştaki Anadolu Ateşi yoktu. Biz de gösterinin bitmesine doğru, DJ gelirken sahayı terk ettik...

Sonuç: Trabzon hayatında bu kadar çok turisti bir daha görür mü bilmem. Ama hamsi maskotunun herkesin ilgisini çektiğinden, beğenisini topladığından eminim. Hafta boyunca her yerde anahtarlıkları, kıyafetleri, rozetleri, şapkaları satıldı durdu. Ama maskot gerçekten de çok sevimliydi, sevilmeyecek gibi değildi. Trabzonlular ve turistler güzel bir hafta geçirmiştir herhalde... Ben de ne yaşadıysam ne gördüysem hepsini sizlerle paylaştım. :)

Not: Açılışın biletleri haftalar öncesinden tükendiği için çoğu tanıdığım gibi ben de açılışı televizyon karşısından izlemek zorunda kaldım.

BU GÜNLERDE DERGİ-KİTAP GÜNDEMİMDE NELER VAR?


Elle Decor, Cnbc-e ve 46 şu sıralar sayfalarını karıştırdığım dergiler. Kitap olarak ise Kağıt Kız'ı okuyorum ve bitirmek üzereyim; tek kelimeyle müthiş. Ondan önce de birkaç Türk klasiği okudum.

BLOG DIŞINDA NELER YAPIYORUM?

Uzun beyin yıpratmaları sonucu nihayet yeni romanımı yazmaya başlamış bulunuyorum. Şimdilik günde 4-6 saat üstünde çalışıyorum, ayrıca yazma işlemi dışında da sürekli düşünüyorum. Beynim her an “error” verip çökebilir. :)

MERT'İN GEZEGENİ'NDE YAKINDA HANGİ DOSYALAR VAR?

Afyon’da bir akşamüstü, Sedir (Kleopatra) Adası’nda “Bembeyaz” bir gün ve dekorasyon meraklıları için muhteşem bir ev dosyası...

1 yorum: