...ve zamane genci yazmaya başlar.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Fantastik yönetmen Tayfun Pirselimoğlu ve yeni projeleri

Tayfun Pirselimoğlu ve "Saç" filminin yapımcısı Nikos Moustakas ile...

Yazar, yönetmen, senarist, ressam... Bu kelimelerin hepsi bize onun adını işaret ediyor: Tayfun Pirselimoğlu. İlginç bir adam. İlginç projeleri var. İlginç işlere imza attı, atıyor ve atacak da. Çok başarılı ve çok çizgisi dahilinde işler yapıyor. Hafızalarınıza karanlık temalarda (ölüm ve vicdan) gezinen üçlemesiyle, özellikle de üçlemenin son halkası "Saç"la kazınmış olabilir; ama yeni filmi "Ben O Değilim"le yine şaşırtmaya geliyor, haberiniz olsun. Kesinlikle ticari amaç taşımadan, sadece işini yapıyor. "Çöl Masalları", "Kayıp Şahıslar Albümü", "Malihülya", "Şehrin Kuleleri" ve "Otel Odaları" en bilinen kitapları arasında. Bu ay içerisinde yeni kitabı da raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. Onu Hong Kong'daki bir festival dönüşü, soluğu doğduğu, büyüdüğü, yetiştiği Trabzon şehrindeki Sanatevi etkinliklerinde alırken ve Mardin'deki film festivaline gitmeye hazırlanırken yakaladım. Sorularımı ardı ardına sıraladım. 

Kendi filmiyle dalga geçebilen nükteli adam Tayfun Pirselimoğlu:
"SAÇ"MA SAPAN BİR FİLM İZLEDİNİZ!  

"Trabzon Sanatevi 4. Sanat Günleri" kapsamında "Saç" filminiz gösterildi ve ardından, filmin yapımcısı Nikos Moustakas ve sinema eleştirmeni Aslı Selçuk'un da katılımıyla 'Saç' filmi ve Tayfun Pirselimoğlu Sineması başlıklı söyleşiniz yapıldı. Öncelikle şunu sorayım: Etkinlikleri genel anlamda nasıl buldunuz?
Gayet başarılı buldum, çünkü bu, Trabzon'da çok fazla yapılan bir iş değil. Üstelik çeşitli, farklı alanlarda etkinlikler oldu: Sergiler, konserler, şiir dinletileri ve daha pek çok şey... Benim adıma da çok hoş geçti etkinlikler.
Sizce katılım nasıldı?
Görebildiğim kadarıyla, yani kendi film gösterimim ve söyleşim adına gayet tatminkardı, güzeldi, iyiydi.

.

İlk fotoğraf: Etkinlik kapsamındaki söyleşide Tayfun Pirselimoğlu seyircilerin kendisine yönelttiği soruları cevaplarken... İkinci fotoğraf: Söyleşiden sonra sahnede yetkililer tarafından Pirselimoğlu'na ve "Saç" filminin yapımcısı Nikos Moustakas'a belgeleri verilirken...

 "TİYATRODAKİ BÜYÜK OYUNCULUK, SİNEMADA AŞIRI KAÇABİLİYOR."

Söyleşide sorulan bir soru üzerine sinemadaki tiyatro oyunculuğunu çok beğenmediğinizi söylediniz. Bu görüşünüze ben de katılıyorum, çünkü sahnede "abartılı" bir şekilde oynayan oyuncu sinemada bazen afallayabiliyor. Görüşlerinizi biraz daha açabilir misiniz?
Tiyatro oyuncularının tiyatro oynamaktan dolayı edindikleri, daha doğrusu kaçamadıkları bazı alışkanlıkları var. Tiyatro sahnesinde daha yüksek, dediğin gibi daha abartılı oynanıyor; tiyatro oyunculuğunun kendine ait bir disiplini var. O, sinemaya geçince, dikkat çekici bir biçimde rahatsız edici bir hale dönüşüyor benim için. O yüzden, doğal oyunculukla, yani sinemanın hakikatle kurmak istediği ilişkiyle alakalı olarak, bu tip durumların benim için kötü bir görüntüsü var. Bundan olabildiğince kaçınıyorum.
Filmlerinizi ticari kaygı gütmeden çektiğinizi biliyoruz. Kitaplarınız için de bunu söyleyebilir misiniz?
Genel anlamda, evet: Yani yazarlığı da ticari bir kaygı duyarak yapmıyorum. Ama edebiyat zaten daha farklı bir mecra. Orada tek başınıza yaptığınız bir işle mükellefsiniz, sorumluluğunuz kendinizle alakalı başlayıp bitiyor. Sinemaysa daha ayrı, başkalarının da işin içine girdiği bir alan. Bir filmin içerisinde aslında yüzlerce insanın emeği varken, edebiyatta tek başınıza cenk etmek zorundasınız. Ondan dolayı bu iki disiplin arasında fark var, ama diğer taraftan burada da aynı düşüncem, yani yazarlığı da ticari kaygı gütmeden yaptığım düşüncem geçerli.


Tayfun Pirselimoğlu "Saç" filmiyle ödülleri silip süpürdü... 30. İstanbul Film Festivali'nde En İyi Film ödülü "Saç"ın oldu. Ayrıca En İyi Yönetmen (Tayfun Pirselimoğlu), En İyi Kadın Oyuncu (Nazan Kesal), 27. Festoria Film Festivali Fipresci Ödülü, 17. Gezici Festival Özel Mansiyon, 9. Almata Film Festivali Netpac Ödülü, 47. Antalya Film Festivali En İyi Yardımcı Oyuncu (Rıza Akın), En İyi Görüntü Yönetmeni (Ercan Özkan), 44. SİYAD En İyi Kadın Oyuncu (Nazan Kesal) ve Erkek Oyuncu Ödülü (Ayberk Pekcan), 17. Sadri Alışık En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Nazan Kesal). Yukarıdaki fotoğrafta da filmin en bilindik karelerinden birini görüyorsunuz.

Sahada tek başınıza koşturduğunuzdan dolayı edebiyat biraz daha zorlayıcı bence... Romanlarınıza döneceğiz ama ondan önce filmlerinize de değinmek istiyorum. "Ölüm ve vicdan" temalı film üçlemeniz  hayırlısıyla sona erdi. Sizce "Rıza", "Pus" ve "Saç" arasında seyircinin en beğendiği ve sizin en keyif alarak çektiğiniz film hangisi oldu?
Hepsinin ayrı bir özelliği var aslında. Yani seyirci adına üçünün de farklı farklı karşılıkları oldu. Bu üçlemede seyircinin içine girmekte en çok zorlandığı film "Pus" filmiydi. O izleyici adına en çok zorlanılan film oldu. "Saç" ise... 
Kesinlikle muhteşem! Toplamadığı ödül kaldı mı (Gülüyorum)? Bence onun yeri bambaşka.
"Saç" bu üç film içinde daha fazla seyirciye ulaştı gerçekten de. Ama üçünün de ayrı yeri var, birbirlerinden ayıramam onları.


Tayfun Pirselimoğlu kitaplarını sadece yazmakla kalmıyor, kapak ve varsa iç çizimlerini de kendisi yapıyor.

Hep filmlerinizden konuşuyoruz ama belki de yazarlığınız daha çok konuşulmayı hak ediyor? Bugüne dek yazdığınız kitaplarınız arasında en kısa sürede ve en uzun sürede yazdığınız hangileri?
"Otel Odaları", yazdığım hikayeleri birleştirdiğim bir kitaptı, bu yüzden en kısa sürede yazdığım diye onu söyleyebilirim. Önceden yazdığım hikayeleri kitaplaştırdım. Tabii "Otel Odaları" diye bir fikir gelince eski hikayeleri elden geçirip yeni yazdıklarım da oldu. En uzun sürede yazdığıma gelince... Galiba "Şehrin Kuleleri". İki sene sürmüş olmalı. Ama ben çok hızlı yazarım. Mesela "Çöl Masalları"nı Viyana'da kaldığım yıllar içinde, bir senede yazmıştım.
Bundan sonraki projeleriniz arasında neler var? Sanırım en yakında yeni filminiz gelecek...
Yok, ondan önce bir kitap çıkacak, bu ay, yani haziran ayı içerisinde. Hikayeler yine. "Harry Lime'ın En Yeni Hayatları" adında bir kitap. "Üçüncü Adam" filmindeki bir karakterin öyküsü bu. Ekim ayında da inşallah film çekeceğim. "Ben O Değilim" diye bir proje. Kimlik değiştiren, başkasının kimliğini alan bir adamın hikayesi.
Yine tam da çizginiz dahilinde, enteresan bir macera bizi bekliyor gibi... Kokusunu aldım...
Bakalım (Gülüyor)... 
Size bir de blogumla ilgili neler düşündüğünüzü sormak istiyorum...
"MERT'İN GEZEGENİ'Nİ ÇOK BEĞENİYORUM. TAKİP ETTİĞİM ÜÇ-DÖRT BLOGDAN BİRİ. ÇOK RENKLİ VE SAMİMİ."

Son olarak da "Saç" filminizin yapımcısı Nikos Moustakas'a bir soru sormak istiyorum. Bakalım Trabzon'u ve etkinlikleri nasıl bulmuş?
Trabzon'la ilgili çok mutluluk duydum. Burada olmaktan çok keyif aldım. Bu misafirperverliklerden çok etkilendim. Çok iyi organize olmuş bir etkinlikti. Hem film gösteriminde hem de sonrasındaki söyleşide çok insan olmasından da mutlu oldum.
Her ikinize de röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim...
Biz de çok teşekkür ederiz... 



Turhan Selçuk'un ölümsüz karakteri, bir İstanbul Beyefendisi olan Abdülcanbaz'ın sergisi ve heykelleri de etkinlikte ilgi gördü... Ben de fotoğraf makinemi kapıp çektiğim onlarca fotoğraftan, sizler için seçtiklerimi burada yayımlıyorum.

2 yorum:

  1. gezmeye devam yani!!

    YanıtlaSil
  2. röportajlarını çok beğendim. tayfun beye de çok güzel sorular sormuşsun, bekliyoruz filmini.

    YanıtlaSil