...ve zamane genci yazmaya başlar.

13 Mart 2012 Salı

Nezaket mi, felaket mi?



Sanırım ‘selam verme’ eylemi günümüzde artık sadece bu tip metinlerde bir eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Durumun vahametini sergileyen o kadar çok örnekle karşı karşıya geldim ki şu son günlerde...
Geçen gün markette bilmem hangi ürün reyonunun daracık koridorunda yürürken, karşı taraftan, baktım bizim apartmandaki komşulardan biri geliyor. Senli benli olduğum, samimi bir komşum olmasa da asansörde, merdiven sahanlıklarında falan karşılaştığım bir teyze bu. Neyse uzatmayayım, ben hanımefendiyi görünce yürümeme tüm dişlerimi gösteren bir gülümsemeyle devam ettim. O ise ne yaptı biliyor musunuz? Hiç istifini bozmadan, bana kaçmasın diye ileride sabit bir noktaya kilitlediği gözleriyle, adeta bu uğurda insanüstü bir çaba göstererek, yanımdan bir ruh gibi geçip gitti. O kırk yaşında bir kadın, bense on yedimde bir genç! Sonuç olarak ben bana düşeni yapmama rağmen, karşılığını göremedim...
Şimdi zamanı geriye sarıyoruz. Marketteyim ve bilmem hangi ürün reyonunun daracık koridorunda yürüyorum. Karşıdan, bizim apartmandan, pek iyi tanımadığım, sadece sima olarak bildiğim bir teyze geliyor. Nasıl olsa selamıma karşılık vermeyecek, o ağır makyajlı ve botokslu suratıyla yanımdan fütursuzca geçip gidecek, diye düşünerek bu sefer ben de selam vermiyorum. Sonra karşı taraftan bakan, onun yüzünü görmeyen ama benim yüzümü gören biri, benim bu hareketimi görüyor. Apartmanımızın X katındaki, beni de çok iyi tanımayan bir beyefendi olsun bu. Büyüğümün yanından nezaket gösterisinde bulunmadan geçtiğimi görecek ve sonra bu konu, “Yeni nesil gençlik saygı nedir bilmiyor!”a kadar gidecek ve bunun örneği olarak Mert gösterilecek.
Zamanı geriye sarıp bu da olabilirdi diye anlattığım, tamamen düşüncemde kurguladığım bir olaylar zinciri. Ama çevremizde değişik karakterlere sahip isterik insanlar varken, bu senaryonun gerçekleşme ihtimali çok fazla.
Sonuç olarak diyeceğim o ki, nezaket yaşa, başa, boya, saça, kaşa bakmıyor. Tamamen bir eğitim ve yetiştiriliş tarzı, aileden gelen ve günümüzde artık giderek azaldığı için kutsallaşan bir davranış biçimi. Size kimin nezaket göstereceği, kimin selam vereceği, kimin yüzünüze gülüp arkanızdan vuracağı ve meclislerde iyilik timsali olarak karşınıza çıkacağı hiç belli olmuyor şu üç günlük dünyada! Bunun savaşında olan nice savaşçı da, hayat koşuşturmacası içinde yok olup gidiyor!

Not düşümü: Son saatteki Dil ve Anlatım dersinde konumuz deneme türüne uygun bir metin yazmaktı. Yani paylaştığım bu metin dersin ilk yarısında yazdığım, sonunda da okuduğum metnimdir.

4 yorum:

  1. Tamamen katılıyorum. İnsanlar modern yaşamın dişlileri arasında ezilirken konsantrasyonları mı kayboluyor, yoksa vurdumduymaz ya da kendini beğenmiş mi oluyor, bilemiyorum. Ancak nezaketen de olsa bir selamı esirgememek lazım!

    YanıtlaSil
  2. Mertciğim, toplumumuzu harika bir dille anlatmışsın, sonuç bölümüne kesinlikle katılıyorum, harikasın, senin gibi gençleri gördükçe mutlu oluyorum, Allah yolunu açık eylesin.

    Hatice ERİŞTİ

    YanıtlaSil
  3. Çok teşekkür ederim. Toplumumuzun önemli bir sorununa ışık tutabilmişsem ne mutlu bana!

    YanıtlaSil
  4. çok önemli bir sorun hem de mertciiimm

    YanıtlaSil