...ve zamane genci yazmaya başlar.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Blog işlerini düzenlemek lazım!

Öncelikle hepinizi kucak dolusu sevgiyle selamlıyorum! 
Bildiğiniz gibi blogum kısa süre önce dört yaşına girdi. Güzel dilekleriniz için yazıma başlamadan önce hepinize bir kez daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

*

Blogumda bugüne dek birbirinden farklı bir sürü konuya değinmiş olmak, beni birazcık yordu sanırım ki bu yazıyı yazmaya ihtiyaç duydum.
Blogumun üç basamaklı sayılar arasında gidip gelen bir takipçi kitlesi olduğunu söylemiştim, öyle fazla değil yani. Fazlalaşması için de pek bir şey yapmıyorum açıkçası. Blogumun kendiliğinden keşfedilerek bulunması daha hoşuma gidiyor. Ya da beni takip eden birinin başkasına verdiği bir tavsiyeyle. Doğal yollardan yani.
Mert'in Gezegeni'nde sizlerle çizgi roman dizilerimi, gezi yazılarımı, tarz sahibi evleri anlattığım ev-dekorasyon dosyalarımı, şiirlerimi, ünlülerle yaptığım röportajları, gündeme/magazine/kendime ilişkin köşe yazılarımı, müzik-kitap-sinema yorumlarımı, yaşadığım şehirdeki etkinlikleri paylaşıyorum. Ama böyle geniş bir yelpazede çalışıyor (ben bu fiili kullanmayı tercih ediyorum) olmak, on ikinci sınıf olduğum şu dönemde biraz sıkıntı vermeye başladı. Neticede bu zaman ve bol da sırt ağrısı isteyen bir iş. Ben öyle bilgisayarın başına geçtiği gibi beş dakikada yazı döktürüp sonra hemen paylaşanlardan değilim. Öncesinde bir çalışma yapmam, o yazıyı birkaç defa kağıda karalamam ve ancak ondan sonra bilgisayara geçip, yine birkaç defa okuduktan sonra paylaşmam gerekiyor. Böylesine basit bir konuyu ele aldığım bu yazım bile beni saatlerce uğraştırdı, düşünün artık.

*
Bloguma sürekli giriyorum diyorum, evet; ama takipçimin benden ne beklediğini bilmeden. Bloguma sadece en son yaptığım çizgi romanımı okumak için girenler de var, yalnızca gezi yazılarımı okumak için girenler de. En son yazdığım şiiri merak edip bakan da var, yeni çıkan bir müzik albümüne yaptığım yorumu görmek isteyip ziyaret edenler de. Bazen de benim bile unuttuğum, yandaki kutucukta linki olmayan, arşive karışmış eski bir yazım bir de bakıyorum ki o ayın en çok tıklanılanı olmuş. Blog dünyası gerçekten şaşırtıcı olabiliyor ve ben artık benden en çok ne istendiğini, bloguma en çok ne için girildiğini merak ediyorum. İstatistikteki veriler de bana pek yardımcı olmamaya başladı, çünkü birbirinden çok farklı tıklanma oranları çıkabiliyor. Ben de en iyisi mi, bunu anket yöntemine de başvurmadan, açık açık takipçime sorayım, "Benden ne bekliyorsunuz? Blogumda ne görmek istiyorsunuz?" diyeyim dedim. Hiç şüphesiz bana en doğru cevabı takipçim olarak sizler vereceksinizdir. Evet. Blogumda ne görmek istiyor, blogumu en fazla ne için tıklıyorsunuz? Ha belki de bu karmayı seviyorsunuzdur; yani blogumun içinde her şeyi barındıran kozmopolit halini. O zaman onu yazın. Ama mutlaka fikrinizi belirtin. Umarım bir iki dakikanızı ayırarak kafamdaki soru işaretlerini aydınlatırsınız, ben de ona göre ağırlık vereceğim ve vermeyeceğim alanları belirlerim. Çünkü her zaman hem çizgi roman, hem gezi yazısı, hem ev-dekorasyon dosyası, hem yazı, hem şiir için çalışmak çok yorucu oluyor. Dilerim bana yol gösterirsiniz. 
Yorumlarınızı, düşüncelerinizi iştahla bekliyorum. 
Sevgilerimle!

2 yorum:

  1. blogun gerçekten çok farklı bir blog. ben özellikle çizimlerini, şiirlerini ve fotoğraflı yazılarını beğeniyorum. işin zor.

    YanıtlaSil