...ve zamane genci yazmaya başlar.

26 Nisan 2013 Cuma

Polisiye ve benim polisiye romanım


Okuldaki Türkçe öğretmenimin bana verdiği "Türk romanına eleştirel bir bakış" serisinin kitaplarını alma sebebim aslında onun da dediği gibi yıl sonunda gireceğim sınava yapacağı katkıydı. Her şeyden önce kitapların arka kapağındaki siyah beyaz fotoğraf bana şu şoku yaşattı: Erkek bir Berna Moran. Tıpkı daha öncesinde Ece Ayhan'ın da erkek olduğunu öğrenmem gibi (Samiha Ayverdi de erkek midir acaba?).

Dizinin kitapları elimdeyken böyle kapsamlı bir çalışmayı okumamak bana -hem de bu işlerle ilgilenen biri olarak- çok nankörce geldi ve başladım kitapları incelemeye. Aslında ilkinden başlayarak okumam gerekiyordu ama bana üçüncü ve son kitaptaki yazı daha ilginç geldi. "Bir Cinayet Romanı ve Postmodern Polisiye": Biri beni mi çağırıyor?

Bildiğiniz -veya şu anda öğrenmekte olduğunuz- gibi on birinci sınıfın başında başlayıp okul, dershane ve sınavlar yüzünden ancak sonunda bitirebildiğim polisiye/gizem/macera türündeki romanım için böyle bir yazı okumak faydalı olabilirdi. Gerçi benim kitabım çoktan bitmişti ve ben onu bastırıp yayımlama ihtimaliyle birlikte bu yıl üniversite sınavlarım olduğu için geçici olarak rafa kaldırmış, henüz kafamda hayallerini kurmakla yetinmek zorunda kaldığım yeni çizgi romanımı planlamaya başlamıştım. Ama yine de Berna Moran'ın dizisine bu eleştiri yazısıyla başlamak bana bir çok şey katabilirdi. Hem polisiyeye, bilinmeyene, gizeme ilişkin olan yazma tutkuma faydası olacağı kesindi.

Yazı içinde yabancı bir yazardan yaptığı alıntıda polisiye romana ilişkin birkaç maddeyi şöyle sıralamış Moran:
"1. Çözülmesi olanaksız görülen bir cinayet.
 2. Aleyhine gözüken kanıtlar yüzünden haksız yere suçlanan bir şüpheli.
 3. Polisin araştırmayı beceriksizce ve yanlış yönde yürütmesi.
 4. Parlak zekalı ve yetenekli bir detektif.      
 5. Olayı ve çözümünü okura anlatan, detektife hayran bir dostu.
 6. İnandırıcılığı sağlam görülmeyen kanıtların dikkate alınmaması gerektiği aksiyomu."

Birkaç sayfa sonra da şöyle devam ediyor Moran: "Detektif romanlarında zeki bir katil ile zeki bir detektif arasında, E. Mandel'in deyişiyle bir 'zekalar çarpışması'nı izleriz. Biri kusursuz bir cinayet planlamıştır, öteki de onun açığını yakalayacaktır." Bu satırlar aklıma kendi romanımdan çok -ben böyle yoğun bir polisiye yazmadım, hatta benimki bambaşka bir tür olarak bile tanımlanabilir- "Ejderha Dövmeli Kız" romanının finalini getirdi. Stieg Larsson bence bu yüzyılın, en azından ilk çeyreğinin en büyük polisiye roman yazarı. Seriyi tamamlayamadan hayata veda etti ve bu da onu daha çekici kıldı falan, neyse.

Pınar Kür'ün "Bir Cinayet Romanı"nı inceleyen yazıdan epey şey öğrendim, en çok da Moran'ın eleştirilerinin ne kadar akıcı ve sağlam olduğunu. Bu yazı dışında bir de aynı kitaptaki "Türk romanında fantastiğin serüveni" adlı ilgi çekici yazıyı okudum. Gözüme ilk çarpanlar bu ikisi. Belki daha ilerlemem kitapta, ama bu iki yazı bile bana yetti.

 

Yazan insan bir roman, bir hikaye veya en azından bir şiir yazıp bitirdikten sonra iştahla bir diğerine atlıyor ve onun için çoktan "eski"miş olan metnini geride bırakarak taze bir hayal gücüyle yepyeni dünyalara yelken açıyor. Hani okurdan önce o depoluyor eserini. Belki de bu yazan insanların maymun iştahlılığındandır, kim bilir. Ben de geçen yıl "herkes okuyacak" amacıyla yazdığım romanımı yazıp bitirdim diye, şimdi onu baskıya hazırlamaktan çok yeni çizgi romanıma hevesliyim. Ne de olsa onu henüz gerçekleştirmedim ve benim dışımda hiç kimse nasıl bir şeye benzeyeceğini bilmiyor. Bilmem anlatabildim mi?

Not düşümü: Şimdi baktım görsellerden, Samiha Ayverdi kadınmış şükürler olsun.

5 yorum:

  1. Şu yazıya iki saat harcadığıma kim inanır?

    YanıtlaSil
  2. yeni yazını çok beğendim mert :D

    YanıtlaSil
  3. Kitabın derlenerek aktarılması, aynı zamanda yan bilgilerle desteklenmesi hoş olmuş.
    Polisiye türünü ben de çok seviyorum.
    sevgiler.
    Jane

    YanıtlaSil
  4. Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
  5. polisiye. hastasıyım.
    sanırım tüm polisiye romanları okudum, okuyorum.
    berna moran sevilmez mi.
    polisiye edebiyat ve filmlerle ilgili iyi kitaplar da var.
    polisiye, kapitalizmden sonra çıkan tür. ve burjuva toplumunda oluyor ilk. şehirleşme ve yalnızlıkla ilgili. bizde o nedenle daha yeni ortaya çıkıyor.

    kuzey polisiyesinden sesler, no 21 ve hipnozcuyu kaçırma.
    hipnozcu, ejderhadan sonraki galiba en iyisi.
    no 21 de çok özgün.
    sesler ise gerilim yok, klas ve klasik polisiye.
    :)

    YanıtlaSil