...ve zamane genci yazmaya başlar.

31 Mayıs 2013 Cuma

Hayat dizilerdeki gibi değil!


Hayat, televizyon dizileri gibi değil. Benim çizgi romanım da öyle.

Bana katılmadığınızı söylemeyin lütfen. Ne olursa olsun sonunda iyiler kazanır, kötüler kaybeder ve bunu bilmeyenimiz sanırım yok. Senaristler bizi üç sezon boyunca ekran başında kıvrandırdıktan sonra esas oğlanla esas kız bir kır düğününde evlenir, kötü adam "Üç sezon boyunca yaptıklarım yüzünden çok pişmanım" dedikten sonra son pişmanlık fayda etmez ve ya hapishaneyi boylar ya da sadece en yakın kötü arkadaşının katıldığı bir cenaze sahnesinde tabutta izleriz onu. Bir sonraki bölüm yeni bir başlangıçtır ve önceki bölümün olayları nedense yeni bölümde karakterleri hiç etkilemez. Adeta bıçakla kesilip atılmıştır o gözyaşları. Ayrıca dizilerde kimse tuvalete gitmez, mağazadan eli boş çıkmaz, üstüne yemek dökmez. Tuvalete gidilse bile orada ya kendisini öldürmek isteyen katille karşılaşacaktır ya da tuvaletten çıkınca polisler onu tutuklayacaktır. Sahnedeki tüfek er ya da geç patlayacaktır. Her gün izlediğimiz diziler belki de yaşamımızın pembeleştirilmiş bir özeti.

Ama bence artık farklı olmak lazım. Olayın nereden geleceğini izleyicinin bilmemesi için artık bu klasik hilelerden kaçınmak gerek. Madem yaşadığımız yüzyılda her konu tükendi (ki bence değişen bir dünyada bu düşünce kesinlikle doğru değil), o zaman bu tip detaylarla işi canlı tutmak şart. Değil mi ama?

Çizgi romanımı yapmak için daha da sabırsızlandım şimdi.

2 yorum:

  1. Gazeteciniz Mert şimdi çok ünlü bir eleştirmenin peşine düşüyor röportaj için! Siz yorumlarınızı yazarken ben de iş başında olacağım! :)

    YanıtlaSil