...ve zamane genci yazmaya başlar.

5 Şubat 2010 Cuma

Salih Memecan İmza Günü

Bu yarıyıl tatilimde çizgi roman yapmak, kitap okumak ve sinemaya gitmek gibi sosyal aktivitelerin dışında pek bir şey yapamadım diye hayıflanıyordum. Ama şöyle bir cümlem olduğunu da hiçbir zaman inkâr etmedim: Son dakikalar için küçük sürprizler her zaman vardır. Hoş, bu durumum klâsik cümlemin farklı bir versiyonu. Çünkü geçtiğimiz cuma günü Salih Memecan'ın imza gününe gittim! Eh, bu durumun tatilimin son günleri için küçük bir sürpriz olmadığı da belli.

O kadar heyecanlıyım ki bu yazıyı hemen olayın üstüne yazmaya başladım; sevincim taze, duygularımı kaybetmeden yazmak istiyorum. 5 Şubat Cuma günü öğle saatlerinde sayın karikatüristimiz Salih Memecan bir alışveriş merkezinde biz hayranlarına imza dağıttı. Bu yüzden o kadar heyecanlıydım ki, alışveriş merkezine geleceğinden haberdar olduğum hafta boyunca cuma gününün gelmesini sabırsızlıkla bekledim.

Alışveriş merkezinde sabahtan beri beklediğim imza günü saati gelince Salih Memecan'ın yanına ilk ben koştum ve çok sevdiğim "Sizinkiler" serisinin 20. kitabını imzalattım. "Sizinkiler" harika bir karikatür kitabı, okurken sesli şekilde kahkahalara boğulduğum sayfalar çoğunlukta. Bu serinin tüm kitapları var bende; ama işte bu kitap eksikti, ben de imza gününü fırsat bilerek bu eksiğimi tamamladım ve alışveriş merkezindeki kitapçıdan kitabımı aldığım gibi Salih Memecan kitaplarını imzalayacağı masanın başına geçer geçmez kitabımı imzalattım. İlk olarak benim kitabımı imzaladı, "Zeytin" karakterinin resmini göz açıp kapayana kadar çizdi ve birlikte fotoğraf çekildik. Bana esprili bir dille çizgilerinin güzel olup olmadığını sorduğunda, "Siz çizersiniz de olmaz mı!" dedim. O kadar heyecanlıydım ki... Salih Memecan karşımda duruyordu!!!

İmza gününün yapıldığı bölüm çeşitli gazetelerden fotoğrafçılar, ilgili kişiler ve tabii ki biz hayranları tarafından işgal edilmişti. Ben de tıpkı bir gazete çalışanı gibi her saniyeyi tek tek resimledim. Salih Memecan gerçekten ama gerçekten o kadar kibar, güler yüzlü, hoşgörülü, iyi bir insan ki... Televizyonlarda bu kadar belli olmuyor; ama yüz yüze konuşunca bu özellikleri bariz bir şekilde ön plâna çıkıyor. Şunu kesin olarak söyleyebilirim: Çocukları çok seviyor! E biz de onu çok seviyoruz!

Bloguma bu yazıyı yazmak ve fotoğraflardan birkaçını koymak için kendisinden izin aldım, sevecenlikle izin verdi, kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugünü asla unutmayacağım.

Bu muhteşem günden sonra heyecanımın geçmesinin ne kadar sürdüğünüyse hiçbir zaman hatırlayamayacağım.


Sevgilerimle,
Mert...

1 yorum:

  1. Mertciğim,
    Fotoğraflar çok güzel. Sen de çok yakışıklı çıkmışsın. Yalnız, yanındaki senle fotoğraf çektiren sakallı adamı tanımadım.

    YanıtlaSil