...ve zamane genci yazmaya başlar.

29 Temmuz 2010 Perşembe

Bir haftada iki film: Sevinç ve Hayal Kırıklığı!



"SİHİRBAZIN ÇIRAĞI": SEVİNDİRİCİ!
Nicolas Cage ve Monica Bellucci yeteneklerini zaten kanıtlamış iki profesyonel oyuncu ama ben iki tane daha keşfettim: Jay Baruchel ve Teresa Palmer. Balthazar Blake ve düşmanı Maxim Horvath'ın sihirli öyküsüne "şap!" diye düşen (genelde "pat!" diye düşülür diyebilirsiniz tabii) Dave Stutler'in şaşkınlığı, aşkı, sorumlulukları... kısacası filme komedi katan özellikleri macera-fantastik-aksiyon tadındaki bu filme harika bir güzellik (komedi) katmış. Artık şundan eminim: Gerçek dünyada geçen sihir öyküleri kesinlikle tutuyor. En azından bende tam not alıyor. Harry Potter gibi bu film de gerçek dünyada, New York'ta geçiyor. Baruchel, Merlin dizisindeki Colin Morgan'a da son derece benziyor. Bunu söyledim çünkü "Sihirbazın Çırağı" Merlin efsanesi üzerine kurulu bir film. Merlin'i zaten severim, bu filmdeki atmosfer ve sürükleyici öyküyle daha da sevdim! Film süper! Sloganı olan "Gelmiş Geçmiş En Havalı İş" bence "Gelmiş Geçmiş En Muhteşem Film" olarak değiştirilebilir. Fazla söze gerek yok! Emeği geçen herkesin önünde eğiliyorum, aynı kalitede ikinci bir film istiyorum!
"Mert, niye böyle kısa yazdın ki?" diyenlere; filmi beğendiğim için yorumum da kısa oldu. Eğer yazıyı okumaya devam ederseniz bunu söylememiş olmayı dileyeceksiniz.

"SON HAVA BÜKÜCÜ": HAYAL KIRIKLIĞI!
Sizlere yorumunu yapacağım diğer bir film ise daha bugün izlediğim "Son Hava Bükücü". James Cameron'un mavi yaratıklardan oluşan "Avatar" filmine adını kaptıran "Son Hava Bükücü" aslında televizyonların sevimli ama bir o kadar da cesur çizgi film kahramanı Avatar'dan başkası değil. Ancak Cameron atik davranıp bu ismi önceden kullandığı için ekranların Avatar'ı vizyona "Son Hava Bükücü" olarak girmek zorunda kalmış.
Beni üzen bu isim konusunun (gönlüm beyaz perdeye de televizyonda izlediğimiz adıyla çıkmasını isterdi) ardından sizi film hakkında bilgilendireyim biraz... "Avatar: Son Hava Bükücü", 2005-2008 yılları arasında üç sezonluk bir çizgi film olarak çocuk kanalı Nickelodeon'da yayımlanmış, büyük hayran kitlesine sahip olan bir fenomen. Yönetmen ve senarist (ne yazık ki önceki filmleri kötü eleştirilere maruz kalmış, ben "Son Hava Bükücü"ye giderken tüm bu önyargıları kafamdan silip atmıştım ama bakın neler yazmak zorunda kalacağım) M. Night Shyamalan üç sezonluk bu çizgi filmi sinemada da üçleme olarak yapmaya karar vermiş. Shyamalan'ın ilk senaryo taslağı çok uzun ve ayrıntılı olunca (o haliyle film dört saat sürebilirmiş?/sürüyormuş?) birinci sezondaki her şeyi sinemadaki filmde izleyemiyoruz. Ama benim filmi beğenmememdeki neden bu değil. Bir kere film, ilk sezonun "seçilen (yönetmenin istediği)" karelerinin çekilmişi, yani ilk sezonun belli belirsiz özeti gibi bir şey olmuş. Daldan dala atlanılmış. Ben "Avatar: Son Hava Bükücü"nün üç sezonunu da izlemiş biri olarak filmi zar zor anlamayı başardım, ancak çizgi filmi seyretmeyen bu filmden hiçbir şey anlamaz. Ne olduğu belli değil ki! Tam tarif olarak, "İlk sezonun bazı karelerinin çekilip birbirine eklenmesiyle yapılan, bir özet bile denemeyecek bir film" diyebilirim üzüntüyle. Avatar beni hayal kırıklığına uğrattı.
Televizyonda keyifle ve merakla takip ettiğim bu çizgi dizi sinemada bambaşka bir şey olmuş çıkmış. Hani güzel de olmamış, "arada" bir film olmuş. Sevimli ve cesur Aang, esprili ve şaşkın Sokka, iyi kalpli ve bazen burnu büyük Katara... Bu filmde iyi tanıtılamamış ki! Bu özellikleri kaybolmuş, karakterler havadan sudan insanlara dönüşüvermiş. Böyle muhteşem bir öykü sinemaya çok kötü aktarılmış. Bu güzel dünyanın nimetlerinden yararlanılamamış. Bu fantastik atmosfer yitip gitmiş... Aang'i canlandıran ve ona son derece benzeyen sevimli Noah Ringer de olmasaydı bu film izlenmezdi ki! Özellikle Zuko ve amcası Iroh'un çizgi filmdeki karakterlerle fiziksel açıdan da özellik olarak da alakaları yok! Prens Zuko'yu canlandıran Dev Patel Zuko'nun zalimliğini, kötü kimliğini ve babasının gözündeki hiçliğini iyi yansıtamadı izleyiciye (kesinlikle mükemmel bir oyuncu, ben oyunculuğunu kötülemiyorum); dediğim gibi çizgi filmi izlemeyen karakter analizlerini net bir şekilde yapamaz. Acaba çok mu sert yazıyorum diye düşünüyorum bir yandan da, ama düşüncelerim ne yazık ki bunlar. Ben de çok üzgünüm... Son Hava Bükücü'müzün filmine heyecanla, Shyamalan'a yapılan sert eleştirilere kulak tıkayarak umutla gitmiştim, ama eleştirmenler haklı çıkmış. Daha güzel, televizyondaki gibi olsun isterdim... Keyifle izlediğim Avatar'ı sinemada göremedim. Aang'i canlandıran Noah Ringer, "Film, televizyondaki seriden kesinlikle daha farklı. Ama eğer çizgi filmi aynen çekseydik ortaya çıkan şey ne kadar heyecan verici olabilirdi ki?" demiş, ama öyle de olmamış ki. Böyle olsa yine can kurban, ama film için kesin bir tanım yapılamıyor ki. Arada sıkışıp kalmış! Bu arada çizgi filmdeki bazı karakterler de ne yazık ki filmde hiç olmayacak. Bunlardan biri de benim ağzım açık izlediğim muhteşem bir yaratım olan Lahana Adam... İnşallah usta eleştirmenlerin yapacağı yorumlar olumlu yönde olur da ben de rahat bir uyku çekerim! Yok, yok, kesinlikle fazlasıyla yufka yürekli (evet, filmin kötü olduğu yönünde eleştirilerimi yazdım ama üzüntüyle!) bir eleştirmenim!
Shyamalan çalışmış çabalamış (bunu yazmak istemezdim) ama olmamış.

0 yorum: