...ve zamane genci yazmaya başlar.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Birinci isyan: Bırakalım özünde kalsın!

Orijinal adı “Diary of a Wimpy Kid”, Türkçesi ise “Saftirik Greg’in Günlüğü” olan kitap bu yazın başında okuduğum, beni çok güldüren eğlenceli bir kitap. Seslendiği kitle diye bir ayrımda da bulunamayız kitap için, her yaştan eğlenmek isteyen herkes bu kitabı okuyabilir. Devam kitapları da olan bu serinin ilk kitabının filmi, 9 Eylül’de sinemaseverle buluşuyor. Yazımın devamının "Greg"le ilgili olduğu söylenemez, uzun bir süredir aklımda olan düşüncelerimi bu haber nedeniyle artık yazmam gerektiğini düşündüğüm için yazmaya başlıyorum...

“Saftirik Greg’in Günlüğü” / İlk çıkışı: Kitap serisi - Sonradan: Sinema
“Millennium Üçlemesi” / İlk çıkışı: Kitap serisi - Sonradan: Sinema
“Avatar: Son Hava Bükücü” / İlk çıkışı: Çizgi film - Sonradan: Sinema
“Talihsiz Serüvenler Dizisi” / İlk çıkışı: Kitap serisi - Sonradan: Sinema
“Lost” / İlk çıkışı: Televizyon dizisi - Sonradan: Kitap serisi
“Harry Potter” / İlk çıkışı: Kitap serisi - Sonradan: Sinema
“Alacakaranlık Serisi” / İlk çıkışı: Kitap serisi - Sonradan: Sinema
“Tatlı Cadı” / İlk çıkışı: Televizyon dizisi - Sonradan: Sinema

Bu örnekler satırlarca uzayıp gidiyor ve daha uzun bir süre daha uzayıp gitmeye devam edecek gibi görünüyor...
Öyle ki bugün kitap olarak raflarda satışa sunulan bazı eserler sinemada izleyiciyle buluştu, buluşuyor, buluşmaya hazırlanıyor. Yakın zamanda iki kitap serisini daha beyaz perdede izleyecekmişiz, ama kesin bir bilgim olmadığından isimlerini şimdilik vermeyeceğim. Aslında bu kitaptan sinemaya uyarlamalanın iki nedeni var bana sorarsanız:
*Birincisi; çok sevilen ve fenomen haline gelmiş kitapları sinemada da izlemek isteyen okur kitlesi. Ki bu kitle daha çok gençlerden oluşuyor (Bu türe örnek olarak “Harry Potter” ve “Millennium” gösterilebilir).
*İkincisi; kenarda köşede kalmış fazla satmayan ve okunmayan kitapların varlığının ortaya çıkması için onları sinemayla buluşturmak. Çünkü bir kitap serisi, filminden sonra ünleniyor ve birkaç ay öncesinde kimsenin haberi olmayan bu kitaplar birden herkesin konuştuğu kitaplar haline geliyor (Bu türe örnek olarak... Bu türe örnek yazmak istemiyorum).

Başta yazdığım örneklerin çoğu “kitaptan filme” uyarlama bölümünde yer alıyor, ama bunun dışında kalan örnekler de var elbette. Örneğin “diziden kitaba” veya “diziden sinemaya” uyarlamalar... Geçmiş yıllarda beğeniyle izlenen dizilerin gelecek yıllarda yeni versiyonları veya sinema filmleri çekiliyor ("Tatlı Cadı"),
yabancı dizilerin konularıyla aynı olan diziler yapılıyor (“According to Jim” - “Cumaya Kalsa” , "The Successful Mr.& Mrs. Pells" - “Mükemmel Çift” , “Gossip Girl” - “Küçük Sırlar), günümüzün yabancı dizileri izlenme rekorları kırarsa hemen kitapları yazılıyor veya sinema filmleri çekilmeye başlanıyor, çizgi filmlerin de bazen gerçek oyuncularla ("Avatar: Son Hava Bükücü"), bazen yine çizgi film şeklinde ("Sünger Bob" ve "Simpsonlar") sinema filmleri yapılıyor... Bu örnekler de uzayıp gidiyor. Benim bu kadar örnek vermemin nedeni, bu yazıyı yazma sebebim: Bir türden başka bir türe uyarlamaları doğru bulmamam... Önemli bir not düşeyim, elbette saygı duyuyorum ve takdir ediyorum, üstte de bahsettiğim “Harry Potter” kendini kitap olarak da film olarak da kanıtladı, bunun gibi çok örnek var; ama bir şeyin orijinalinin bozulması bence doğru değil. Çünkü her zaman beklenen sonucu alamayabiliyor yapımcılar ve tüm bu projelerin sunulduğu bizler bazen hayal kırıklığına uğrayabiliyoruz (Örneğin "Avatar: Son Hava Bükücü" film eleştirmenlerinden de, izleyenlerden de çok kötü yorumlar aldı). Kendini kitap olarak kanıtlayan bir eser, bırakalım kitap olarak kalsın. Özünde kalsın. Hemen kameralar açılmasın beyaz perde için, film senaryoları yazılmaya başlanmasın, kitaptaki karakterlere en çok yakışan oyuncu arayışlarına girilmesin... Bir şeyin kitabı güzel diye, onun sinema filmi de güzel olacak değil ya! Bizler o şeyi nasıl tanıdıysak, nasıl sevdiysek bırakalım o ilk halinde kalsın... İşte şimdi de “Saftirik Greg”i sinemalarda izleyeceğiz! “Saftirik Greg”i kitap kahramanı olarak tanıdık, sevdik biz. Filmini beğeneceğimiz ne malum? Bir şey insanların diline dolandı mı tamamdır, geçmiş olsun! O şeyin sinemasıydı, dizisiydi, tiyatrosuydu... Bir de bakmışız almış başını yürümüş! Bu yılın ilk ayında sinemalarda gösterime girmişti "Pıtırcık"... Rene Goscinny'in sevimli karakteri "Pıtırcık"ın başına gelen, şimdi de "Greg"in başına geliyor! Yapımcıların, kitapları olan çizgi karakterleri, sinemada tiplerini bozarak ete kemiğe bürümeleri ve bu yüzden bildiğimiz çizimlerle alakası olmayan oyuncuları o karakterin insan hali olarak izletmeye çalışmaları, bunun için zorlamaları neden, niye? O dönem, zaten var olan "Pıtırcık"ın kitapları raflarda üst sıraya çıkmıştı. Raflar o kitaplarla dolup taşmıştı. Keşke satsın, keşke okunsun kitaplar; benim derdim güzel karakterler sinemada niçin başka bir havaya bürünüyor da tadını kaçırıyor? Düşünün bir, ben "Gizemli Tavşan"ın sinema filmini çekmeye kalksam... Veya “Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci” için bunu yapsam... Çizgi romanlarımdan aldığınız tadı alır mısınız? Eğer gerçeğine çok uygun olacaksa yapılsın: Kitaplar filmlere, filmler kitaplara, çizgi filmler filmlere dönüşsün. Başarılı örnekler var dediğim gibi. Ama hepsi böyle olmuyor işte. Altı yıl önce "Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci"yi yarattığımda ben de onların sinema filmini çekerdim, kitaplarını yazardım. Bu güzel bir şey ama dediklerim doğrultusunda. Gelecekte de böyle şeyler yapabilirim belki, kim bilir?
Toparlamak gerekirse... Çok sevilen bir şey hemen her dala atlatılmasın! Bu daha beter o şeyden uzaklaştırıyor bizi, o şeyin tadını kaçırıyor, o şeyi duymak istemiyoruz! Çizgi roman kahramanı olan “Zagor”un sinema filminin çekileceğini duysam kendimi bir yerlerden atarım! Lütfen piyasaya sürülen şeylerin (yazımda hep "şey" kelimesini kullandım; bunu derken kitapları, filmleri ve dizileri kastettim) hemen suyu çıkarılmasın. Bırakalım özünde kalsın! Ben on beş yaşında bir gencim ve şu anki zihniyetime göre düşüncelerimi sizlerle paylaştım... Çok şey yazdım, ama yazdım.
Hepinizi sevgiyle selamlıyorum,
Mert...
"İkinci isyan: Vampirler her yerde!"
YARIN "MERT'İN GEZEGENİ"NDE!

0 yorum: