...ve zamane genci yazmaya başlar.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Ayaklı reklam çılgınlığım!






Sonunda bu da oldu arkadaşlar! Bundan böyle yeni bir sıfatım daha var: "Ayaklı reklam". Beni çok heyecanlandıran bu yeni "Ayaklı reklam" harekatım sayesinde Mert'in Gezegeni'nin ünü "doğal" yollardan yeni insanlara aktarılacak. Nasıl mı? Yazımda anlattım. Anlatırken çok eğlendim. Yaparkenki ruh halimi varın siz düşünün...


Önümüzdeki Eylül ayında Mert'in Gezegeni'nin iki yılı dolacak. Ve bu iki yıl içinde blogumu kimlerin ziyaret ettiğini soracak olursanız, böyle bir internet sitesinin varlığından haberdar ettiğim kişiler derim. Fazla geniş bir yelpazesi yok: Ailem, arkadaşlarım, dostlarım... Ve bunların tamamı da değil. Arkadaşlarım genel olarak şunu söylüyor: "Mert aç bir 'Facebook' kendine, tanıdığın tanımadığın herkesi ekle, sonra bir 'fan sayfası' oluştur, 'Twitter'ı da ihmal etme, daha ne istiyorsun, Mert'in Gezegeni'ne şahane bir reklam işte!" Ben de diyorum ki: " 'Facebook' alamam, 'Twitter' açamam, zaten bir sürü derdim var, derdime dert katamam!"

Aslında evet... İnternet üzerinden reklam yapmak günümüzde o kadar kolay ki... Bunu inkar edemem... Ve ben de istersem bunu yapabilirim. Ama daha yeni, daha özgün, daha farklı bir yolla yapmak istiyorum eğer bir reklam yapacaksam. Diyeceksiniz ki, "Senin yaptığın gezegen ne oluyor o zaman, Mert? O da inernet üzerinden ulaşmıyor mu bize?" İşte o zaman konunun özünü kaçırdığınız andır, dostlarım! Mert'in Gezegeni bir amaç, bir reklam değil. Benim bahsettiğim şey, Mert'in Gezegeni'nin reklamı.

Ve ben de bu internet zırıltısından çok daha "doğal" yollardan ve beni de eğlendirecek olan bir reklam harekatı başlatmış bulunuyorum, neye uğradığını şaşıran ve gazası mübarek olan sevgili Mert'in Gezegeni takipçileri!

Yarın ve Pazartesi günü Marmaris'e gitmek için yolda olacağız. Marmaris'e olan yolculuğumuz boyunca arabamızla aynı zamanda Türkiye'yi de dolaşmış oluyoruz. Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgeleri'nden geçiyoruz. Ben de ne yapacağım biliyor musunuz? Bir taşla iki kuş vuracağım, sapanları çöpe atan sevgili Mert'in Gezegeni okurları! Arabamızın arka camından görünecek şekilde, büyük puntolarla bir "mertingezegeni.blogspot.com" yazısı yazıp sağ tavandan astım. Ve bir "ok" işaretiyle de sol tarafı, yani kendimi gösterdim. Ben yolculuklarda genel olarak şoför koltuğunun arkasına, yani sol tarafa otururum. Canım isteyince yer değiştirirdim bugüne dek, ama bu amacım uğruna, iki günlük yolumuz boyunca hep sol tarafta oturacağım! "Abi bu Mert deli bence biz yavaş yavaş topuk..." demeye yeltenen Mert'in Gezegeni okurlarının sözünü balla yarıda keserim, çünkü durun, bu daha sadece ilk çılgın projem!

Kendime bir Mert'in Gezegeni tişörtü yaptırdım! Ön yüzünde Kaptan Briand, Lapaci ve Sipaci karakterlerimin resimleriyle birlikte sitemin adresi yer alıyor ve arka yüzünde de sadece "mertingezegeni.blogspot" yazıyor. Yol boyunca bu kıyafetimi çıkarmayı düşünmüyorum ve Marmaris'te de bisiklet sürdüğüm günlerin bazılarında şehri böyle turlayacağım! Görseniz o kadar çok yazlık kıyafetim var ki... Ama bana sorsanız onların hiçbirini giymem ve Marmaris'te kaldığım süre boyunca "Survivor"a katılmış gibi sadece o kıyafetimle idare ederim! Tabii ki bu mümkün değil; bir kıyafeti iki gün üst üste giyemeyecek kadar titiz olan ben, böyle bir şeyi elbette yapmayacağım. Sadece arada sırada o kıyafetimi giyip şehri öyle turlayacağım. Gerçekten de ilginç bir deneyim olacak benim için... Çok heyecanlıyım...

Bir yıldır bu ikisi de benim yapmak istediğim, düşünüp düşünüp durduğum projelerimdi ve sonunda ikisi de gerçek oldu! Aslında kıyafet işi fazla abartılacak bir şey değil, ama arabada yapacağım uygulama gerçekten de bahsini etmeye değer bir şey. Çünkü gerçekten ilginç ve dikkat çekici. Bakalım üstümde bu kıyafet varken yol boyunca veya gittiğim yerlerde ilgili gözlerle mi, ya bu da nesi böyle diyen yüzlerle mi, yoksa beni hiç umursamayan bakışlarla mı, kafasını bile çevirip bakmayan insanlarla mı karşılaşacağım (aslında şaka yapıyorum, abartıyorum; sıradan bir kıyafet işte, kim ne diye ilgilensin ki!)? Göreceğiz... Hepsini size anlatacağım.

Bu arada Marmaris'e gittiğimde blogumun "Yaşadıklarım - Gördüklerim" kısmı için en az üç yeni dosya projem olduğu için çalışmaya başlayacağım müjdesini de şimdiden vereyim. Yani çalışmalarım hız kesmeden, aksine hızlanarak devam edecek! Çünkü Marmaris'te blogumun o kısmına uygun çok ama çok haber var...

Sözü uzatmayı severim, nitekim bu sefer de öyle oldu. :) Hepinize iyi tatiller dilerim. Lütfen kendinize iyi bakın, hayatta hiç kimseyi aşırı takmayın, değer verilmeyecek kişileri dert edip durmayın, yaz tatilinizin tadını imkanlarınız yettiğince çıkarın (bu uyarıları kendime işittirmeye çalışıyorum!)...

Çok yakında tekrar görüşeceğiz...

Sevgilerimle, Mert...

Not: Fotoğraflardaki ilk tişörtü kendime bastırdım, ikincisini de babama hediye ettim...
Not 2: Eğer Trabzon-Muğla/Marmaris güzergahındaki mola yerlerinden birinde sırtında "Mertingezegeni" yazan bir genç görürseniz veya o yazıyı Marmaris'te görürseniz, bilin ki o benim! Arabaların arkasına da dikkat edin! Eğer dikkatli bir gözlemci olursanız, beni görebilirsiniz... :)

2 yorum:

  1. çok güzel olmuş tebrik ediyorum başarılarının devamını diliyorum ama unuttuğun bişey var bi tişört te bana bastırıyosun şinikte ve trabzon da da reklamını ben yapacam ...

    YanıtlaSil
  2. Tişörtün çok güzel olmuş Mert.Çok renkli ve karakterler çok belirgin.Umarım iyi reklam olmuştur.

    YanıtlaSil