...ve zamane genci yazmaya başlar.

21 Kasım 2011 Pazartesi

İyi ki doğmuş muyum?



Her sene doğum günümden birkaç gün önce beni büyük bir heyecan sarar. O birkaç günlük süre boyunca, hiç durmadan hatta her geçen saniye şiddetlenerek güm güm diye atan kalbimin sesini dinlerim. Çünkü evde herkes bu özel günle ilgili tek kelime etmemeye başlamıştır. Anlarım ben de başıma güzel şeylerin geleceğini. Beklemeye başlarım...

Bu yıl bu güne, yani pazartesi gününe denk geldi doğum günüm. 16'mı bitirdim, 17'me girdim. Buradan size sesleniyorum sevgili birazdan yazacağım cümleyi söyleyen yaşlılar; siz doğum günlerinizde, "Bir yaş daha yaşlandım!" diye yakınıyorsunuz ya, ben niye yakınamayayım? Ben de bir yaş daha yaşlandım işte! "Yaş" denince akla hemen "yaş-lılık", "yaş-lanma" gibi olaylar geliyor, ama aslında "yaş-lanma" sadece size has bir kelime değil ki; "genç" diye sınıflandırılan benim gibilerin de yaşı olduğu yerde kalmıyor, bizler de yaşlanıyoruz ne yazık ki. Neyse, bunu okuyan sevgili Facebook ve Twitter kullanıcısı yaşlı teyzelerimize ya da amcalarımıza bu düşüncemi kabul ettirmek derdinde olmadığımdan, bu durumu en iyi yaş problemleri uzmanı olan matematik öğretmenleri anlar diyerek derdimin ortağı olarak onları gösteriyor ve hızlı bir şekilde bu konudan sıyrılıp ilk paragraftaki konumdan devam ediyorum!

Sabah, kahvaltı esnasında baktım kimseden günün anlam ve önemiyle ilgili çıt çıkmıyor. Almanca sınavım var, babam da bu konuda usta olduğu için onunla sınavla ilgili son tekrarlarımı yapıyoruz. Derken ben masadan kalkıyorum ve aile üyelerinin, "Başarılar!" dileklerinden sonra evden çıkıyorum. Sakın ola ki, "Depresyondayım, zaten sevgilim de yok, benim için çok özel olduğunu bildikleri halde doğum günümü de unutmuş bizimkiler, iyice Yıldız Tilbe'lik oldum şimdi!" modunda olduğumu düşünmeyin. Dizilerde doğum gününün yakın çevresince unutulduğunu sanan ve akşam anahtarla evine girip ışığı açtığında çeşitli ev eşyalarının arkasından çıkan -ışık zaten kapalı, bir daha saklanmaya ne gerek var bunu da anlayabilmiş değilim ya, neyse- arkadaşlarının, "Sürpriiiiiiiiiiiiiiizzz!" diye bağırıp kendisini şaşırttığı o başrol oyuncusu da değilim. Bizimkilerin doğum günümü unutmadığını ve akşama beni güzel hadiselerin beklediğini biliyorum. Bu konuda tecrübeli ve gerçekten şanslı biriyim...

Neyse efendim, okuldan eve geldiğimde çalışma masamın üstünde, güzel bir not eşliğinde hediye paketimi görüyorum. Biliyordum; işte bunu seviyorum! Yine nokta atışıyla tam benlik olan, çok seveceğim bir şey almışlar. Sonra bir de pasta geldi üstüne. Zagor'daki hazine bulmuş denizciler gibi oldum: "Yippeeee!"

Beni arayan herkes (bu seferlik 'benden yaşça büyük olan kişiler' anlamında kullanıyorum bu kelimeyi), "En güzel yaşlar, tadını çıkar, kıymeti bilinmez, insan ileride anlar!" benzeri şeyler söyledi. Ben de, "Haklısınız, ama tahmin etmek aslında pek de zor değil," dedim ve ekledim: "40 yaşıma geldiğimde 15'li yaşlarımı özleyecek olmam çok normal." Sahiden de şimdi o insanlar bana, yani bu yaşlardaki yaşıtlarıma, yani "biz"e çok imreniyorlar. Ben de değerini biliyorum tabii, ama "değerini bilmek" tanımının içine ne girer ne girmez, ileride şunları da yapsaydım keşke diye pişman olur muyum, orasını da ne yazık ki işte 40 yaşına geldiğinde "yaşayarak" görüyor insan. Dolayısıyla bence ben her ne kadar bu yaşlarımı değerini bilerek yaşıyorum desem de, ileride illa ki eksikliklerimi, yapamadıklarımı, keşkelerimi göreceğim. Kaçınılmaz son bu...

Bu arada, "Mert doğum günün kutlu olsun. Ama asıl tebrik etmemiz gereken, senin gibi birini doğurduğu için annen olmalı. Dolayısıyla ikinizi birden kutluyorum." cümlesini kuran ve bende yerleri bambaşka olan iki özel insana bir kez de buradan sevgi ve saygılarımı, teşekkürlerimle birlikte sunuyorum.

Doğum günüm bu sene hafta içine denk geldi, dolayısıyla aile arasında kutlama yapabildik dediğim gibi. Ama aldığım son dakikalara göre birkaç grubun daha eklenmesiyle acısı hafta sonu çıkacakmış (Elbette ki şaka yapıyorum: Biz kutlamamızı zaten yaptık, daha ne olsun! Ama hafta sonu da kaçıranlar için tekrarı var... Müsaitseniz, sizi de beklerim!). Bu arada Almanca konusuna madem girdim, sonucunu da söyleyeyim: 99. Ama sınavlar bitmez ki! "Ah, doğum günü çocukları doğum günlerini kapsayan hafta içinde sınavlardan sorumlu tutulmasalar ne iyi olur!" diyerek beni okuyan öğrencilerin de dertlerine tercüme oluyorum ve çok ama çok fazla gevezelik ettiğimin bilincinde olarak, ama sizin de bir doğum günü çocuğunun istediğini yapmaya hakkı olduğu için (!) beni hoş gördüğünüzü varsayarak, en içten sevgilerimle konuyu kapatıyorum.

Ve...

Şimdi soruyorum size, iyi ki doğmuş muyum?

6 yorum:

  1. CANIM BENİM İYİKİ DOĞDUN BİZDE İYİKİ SENİN GİBİ MÜKEMMEL Bİ ÇOCUK TANITIK SAĞLIKLA VE MUTLULUKLA İÇİNDEKİ SICACIK DUYGULARIN KAYBOLMADAN NİCE SENELER DİLİYORUM KOCAMAN ÖPTÜM (funda teyzen)

    YanıtlaSil
  2. evet, iyi ki varsın :)))

    YanıtlaSil
  3. sen olmasaydım ben kime adam blogger diycektim kimle meslektaş olcaktım kim bana dostum diycekti yani evet iyiki doğmuşsun :)

    YanıtlaSil
  4. İyi ki doğmuşsun.

    Arda

    YanıtlaSil
  5. Mertciğim,

    Bence de iyi ki doğmuşsun, iyi ki o güzel annen senin gibi çok yakışıklı, akıllı, zeki çocuğu doğurmuş, Allah sizleri nazarlardan esirgesin, geçte olsa doğum gününü kutluyor gözleriden öpüyorum.

    Hatice ERİŞTİ

    YanıtlaSil
  6. Güzel yorumlarınıza çok teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil