...ve zamane genci yazmaya başlar.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Twitter'ım olsaydı son 10 dakika içinde yazacağım şeyler


Aşağıdan yukarıya doğru okumanız gerektiğini biliyorsunuz!

Ama sanırım (sosyal) medya beni çağırıyor!

Twitter'ım olsaydı bence bunlardan çok daha fazlasını yazardım. İyi ki de yokmuş. Siz de kafanızı dinliyorsunuz ben de bağımlısı olmuyorum!

İçerik üretmek bu kadar mı zor?

Dergilerin bundan önceki mayıs sayılarıyla şu anki mayıs kapaklarına baktım: Hiçbir fark yok! Defalarca tekrar eden aynı manşetler... Çok sıkıcı.

Kitapçıya verdiğim kitap siparişi bir hafta geçmesine rağmen gelemedi gitti. Birazdan ne okuyacağım ben?

Çizgi roman için de artık sabredemiyorum. Bir ay sonra tüm bir yılın hayalleri somutlaşacak ve bu hücrelerime dek beni heyecanlandırıyor!

Bu hafta içinde yeni internet sitemin adı ve logosu konusunda kesin karar kıldım. Çok mutluyum, hemen sınavlar bitse de harekete geçsem istiyorum!

Son iki albümdür Yener'in kötüye gittiğini söylemiştim. Yani bence. Yani "Hande'ye Neler Oluyor?"dan sonra. Bu "single" iyi oldu.

Milyonlara sesleniyorlar da ellerinin altındaki "internete giren telefon"larıyla şarkının adına bakmaya üşeniyorlar!


Hande Yener'in yeni şarkısında gazeteciler de tam bir birlik sağlayamadı. "Ya Ya" diyen de "Ya Ya Ya" diye yazan da oldu. Ama gerçek şu ki şarkının adı "Ya Ya Ya Ya".

Bu hafta içinde tanıştığım çok iyi yeni insanlar bana hemen "Bizi Face'den ekle Mert!" dediler. Onlara "Face"m olmadığını söylerken "cool" yüzüm gülüyor, içim ağlıyordu.

Tarih sorularının bilgi yarışmasındaki sorulardan farkı yok!

Görse de pek bir şey değişeceğini sanmıyorum.

Önümdeki kız telefonunu şarja takmış denemesini çözüyordu. Arada gelen mesajlara cevap bile yazdı. Gözetmen görmedi tabii.

Bugünkü deneme sınavında sınıf o kadar sıcaktı ki kapı-pencere açıktı ve tam cereyanda kaldık!

Dün de "Karagül" vardı. O da iyi giden bir dizi. Konağın pastel renkleri içinde sürekli "yarına ertelenen" entrikalar beni birkaç bölümdür tutsak etti. Umarım oyuncuları 214. bölümde rezil etmezler.

Ama senaryodaki ince ve zeki bağlantıların, sezdirişlerin, durumların "Desperate Housewives" imzası olduğunu tahmin etmek güç değil. Hayran kalıyorum!
 
"Umutsuz Ev Kadınları" oyuncuları gerçekten çok doğal ve bunu her cumartesi-pazar söylemekten bıkmadım, bıkmayacağım!

Not düşümü: Kısa yazmaya çalıştım ama 140 kuralını ihmal etmiş olabilirim. "Vine" niçin henüz patlama yapmadı bu arada, bilen var mı?

1 yorum: