...ve zamane genci yazmaya başlar.

8 Haziran 2013 Cumartesi

Şair Haydar Ergülen'le kahkaha dolu bir söyleşi

"Bazı mektuplarsa boş yere 'zarf edilir' / aşklar 'sarf edildikten' sonra / kelimeler toplanıp 'zarf edilse' / o mektup ne yazar ki?" diyor Haydar Ergülen, bugün alıp imzalattığım "Zarf" adlı şiir kitabının kapağında. Benim için edebiyat ders kitabındaki şairlerden biriyken onu esprili, samimi, alçak gönüllü kişiye dönüştüren bir saatime gelin siz de tanıklık edin.


EDEBİYAT DERSİNDEKİ ŞAİRLE KARŞIMDAKİ ŞAİR ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VAR: ESPRİLİ, DOĞAL, MÜTEVAZI BİR HAYDAR ERGÜLEN!

Gelecek hafta şu saatte sınavların biri bitmiş olacakken belki de kum saatinden akıp giden son bir haftayı bloguma sanki bir dergiye yazı yetiştirmekle yükümlüymüşüm gibi yeni yazı yazmakla değil de konu tekrarı yaparak değerlendirmem daha faydalı olabilir. Ayrıca bu yazıya muhtemelen bir hafta içinde pek bakılmayacak, hatta hiç yorum yapılmayacak. Öyleyse neden buradayım? Belki de iflah olmaz gazeteci ruhumdan!

Bugün yine Sanatevi'nde, yine yazarların peşindeydim! Birkaç saat önce geçrekleşen harika etkinliği yazmak için daha fazla sabredemedim. Geçen haftaki Doğan Hızlan izlenimlerimden sonra bugün de Haydar Ergülen'i görmek ve sizlere anlatmak için dershaneden çıkar çıkmaz Sanatevi'ne koştum. Hafta içinde de birtakım söyleşiler yapıldı Sanatevi'nde, ama sonuçta bir üniversite sınavı öğrencisi olarak bu bile benim için fazla zaman kaybıydı. Zaten yaşıtım pek kimse de yoktu, hep büyük insanlar vardı falan. Ergülen'e gitme merakımsa onu edebiyat ders kitaplarından tanıyor olmamdı. Derste yakın zamanın şairleri içinde gördüğümüz Ergülen'e sırf bu nedenle gittim. Açıkçası onun şiirlerinden pek de haberim olmadan...

İyi ki gitmişim! Bu kadar samimi, tatlı, esprili, alçak gönüllü ve mütevazı bir şair daha görmedim ben! Söyleşi şeklinde gerçekleşen bir saatlik etkinlikte Ergülen pek çok önemli konuya değindi. Ben de kayıt yapmaya, fotoğraf çekmeye, not almaya çalıştım. Bakın bazılarını aktarayım.

"ŞİİR BİZİM HEM YAZARKEN HEM OKURKEN HEM OKUMAZKEN, NE BİLEYİM UYURKEN BİLE İÇİNDE OLDUĞUMUZ BİR ŞEY!"

"Şiiri yazarken arıyorum. Hem yazıyorum hem de yazarken arıyorum. Bu da benim şiir tanımım. Şiir o kadar çok tanımı olan bir şey ki! Her dilde sürekli tanımlanıyor. Tanımı olmayan, tanımsız, tanımötesi, tanımüstü bir şey. Bu yüzden roman, öykü, deneme, oyunla karşılaştıramayız. Hem onlara hem şiirlere haksızlık etmiş oluruz. Çünkü biz bir roman okuruz ama onunla yaşamayız. Evet, oradan bazı karakterleri benimser veya bazılarına kızarız, bazı cümleleri unutamayız, bir daha okuruz, altını çizeriz. Gençliğimize, aşklarımıza, dünyaya, hayata dair şeyler de çıkarabiliriz. Ama şiir böyle değildir. Şiir bizim hem yazarken hem okurken hem okumazken, ne bileyim uyurken bile içinde olduğumuz bir şeydir. Ama şiir her şeyden değerlidir demiyorum asla, böyle bir şey yok."

Şiiri denemeye benzettiğini söyledi, şiirlerindeki "nar" ifadelerine ve şimdi altı yaşında olan kızının adını eşinin bu yüzden "Nar" koymasına dek her şeyini paylaştı. Herkes şiir yazsa ne güzel olacağını, özellikle gençleri çok desteklediğini söyledi. Hatta imzalatmak için aldığım "Zarf" kitabında da manalı bir biçimde "Haydar Ergülen: Nar'ın babası" ifadesi geçiyor. Muhtemelen yeni baskısı yapılan diğer kitaplarında da.

Dikkat ettim de Haydar Ergülen'i dinlemeye gelenler arasında beş kişilik bir kadın grubu da vardı ve kitaplarını evlerinden getirmiştiler; belli ki Ergülen'i epeydir takip ediyorlardı. Bu ne hoş bir şey! Kitapları imzalarken her bir okuruyla yaklaşık beş dakika sohbet ettikten sonra ona uygun bir notla imza attı şair. Ben çok sevdim Ergülen'i! Edebiyat kitaplarında eserleri anlatılan bu adamı herkes yakından tanımalı! Çok esprili biri! Çok doğal bir insan! 

Ben de tanıştım Ergülen'le. Bana da çok özel bir not yazdı. Ben de ona 
Koyun şiirimi gösterdim. Beğendi ve ilginç bulduğunu söyledi. İlgilerimden bahsedince tebrik etti. Beni çok mutlu etti!

Böylece anılar listesine bir yenisi daha eklendi...

BİR YIL BOYUNCA BİRİKTİRİLEN İLHAMLARIN GERÇEĞE DÖNÜŞTÜĞÜ AN

Not düşümü: Hayatın değişmesi bu kadar kolay mıdır? Demek ki kolaymış. Üniversite sınavına girip çıkacağım, sonra bir daha ve hooop Mert serbest! Yeni bir siteyle yepyeni bir içerik. Gelsin kağıt, gelsin kalem! Bir yıl boyunca biriktirilen ilhamlar... YGS'den önce dediğim gibi LYS'de de çalışan herkes kazansın. Sizin iyi dikekleriniz de eksik olmasın. Bekliyorum gerçekten. Şimdiden teşekkürler. 

2 yorum: