...ve zamane genci yazmaya başlar.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Teaser'ın T'si, Dizi'nin D'si, Müzik'in M'si ve diğerleri

"Neredesin José Fernando?"yu montajlarken her tarafım tutulunca içimden, "En az bir hafta bilgisayara yaklaşmak yok!" kararını almıştım. Almıştım, ancak uygulayamadım. Gelen yorumları merak ettim, hemen okumak istedim ve daha aldığım kararın üstünden yirmi dört saat bile geçmemişken ben geçtim blogun başına. İyisi mi, bir de kafamdaki notları yazayım dedim. Tabii bir daha öyle büyük sözler etmemeyi de öğrendim...

Tayfun Pirselimoğlu geçen yaz başında bir etkinlik kapsamında şehrime geldiğinde onunla Mert'in Gezegeni için bir röportaj yapmak istemiştim, o da beni geri çevirmemişti. O röportajında yeni filminin sinyallerini de vermişti. İşte o yeni filmi “Ben O Değilim”in teaser sahneleri gerçekten merak uyandırıcı. Kısa ve öz bir teaser; hoş ve çarpıcı bir müzik de eşlik ediyor buna. Ben çok beğendim, arka arkaya defalarca izledim. Bu kısa tanıtım bir ipucu niteliğinde, Tayfun Pirselimoğlu yine festivallerden ödülleri toplayacak gibi.

Fox ekranlarında miadını doldurmuş ve artık konusu kalmayan dizilerin ("Yer Gök Aşk", "Lale Devri") yanı sıra iki iddialı dizi var ve ben sınav öğrencisi olmama rağmen cuma-cumartesi-pazar akşamlarımı bu dizilere olan bağımlılığımla tüketiyorum (Çok da uzun sürmüyorlar, diyerek bahanemi de ekleyeyim): "Karagül" ve "Umutsuz Ev Kadınları". İkincisine olan merakımı, sevgimi, tutkumu artık ezbere biliyorsunuz ancak Karagül'den ilk kez bahsedeceğim. Dizi şu anda cast seçimi olarak ekranlardaki en iyi dizi. Oyuncuların çoğu yeni isimler ve tüm kadro uzun zamandır ekranda çok fazla görünmeyen taze kalmış isimlerden oluşuyor. Ece Uslu'ya hayran kalıyorum, Mesut Akusta'nın Kendal Ağa performansındaki şivesini hayranlıkla izliyorum. Halfeti'nin tanıtımını da yapan dizi, bu yaz "Yer Gök Aşk" nedeniyle heveslendiğim Peribacaları'na değil de o taraflara gitmeme sebep olabilir. Mekanın pastelliği, doğası, havası ekran başındaki seyiriciyi sarıyor. Konaktakilerin çoğu yeni ve başarılı oyuncular. Senaryonun matematiği de çok iyi olmakla birlikte aslında konu yıllardır işlenen ve tükenmiş bir konu. Ama yeni oyuncularla, mekanla ve araya serpiştirilmiş "şok"larla bu dizinin en az iki sezonluk yolu var benden söylemesi.

Gülşen'e olan ilgimi artık hepiniz biliyorsunuz. Bence sektördeki en yaratıcı ve özgün "pop"çu o. Dinlediğimiz şarkıların çoğunun altında onun imzası varken boşuna demiyorum
"Ben Gülşen'i sözünden tanırım!" diye. Bugünlerde de öğrenmiş bulunuyoruz ki Ajda Pekkan'ın yakında çıkacak olan yeni şarkısı da Gülşen'e ait: "Kuş havalandı, kaçış mübahtır / İntikam soğuk, bazen ara sıcaktır / İçimdeki okyanusta aşksız yüzmesi / Tehlikeli ve yasaktır" İnşaat tabelalarına gönderme yapan, ne hoş bir cümle değil mi son cümle! Hani ben de şiir/şarkı yazıyorum ya, feci şekilde kıskandım bu cümleleri... Neden ben ondan önce düşünemedim bu temayı sanki! Şaka bir yana keşke Gülşen söyleseymiş, ama eminim Ajda Pekkan'a da çok yakışacaktır. Anlaşılan bu yaz da Gülşen yazı.

2 yorum: