...ve zamane genci yazmaya başlar.

19 Haziran 2013 Çarşamba

Göllerin sonu ne olacak?


Coğrafya kitabındaki metinden ve eski bir yazımdan hareketle, LYS'ye birkaç gün kala biraz da bilgi niteliğinde...

28 Temmuz 2012'de Yapımcıların keşfedemediği cennet!” başlıklı bir yazı yazmıştım. "Televizyon tarihimizde dizi platoları ülkemizin pek çok yöresine kuruldu. Pek çok doku, pek çok tarih, pek çok atmosfer dizi karakterlerimizin aşklarına, entrikalarına ve ihanetlerine arka fon oldu." diye başladığım yazımı ülkemizde hangi yörelerde dizi çekildiğine de değinerek, nedense Göller Yöresi'nin daha geri planda kaldığı konusunda ilerletmiştim: "Halbuki bu bölgede ne zenginlikler var! Uçsuz bucaksız uzanan buğday tarlaları, renk paletinde sarı ve turuncu olan bozkırlar, geniş ovalar... Fırtınadan önce ince bir mor renge bürünen gökyüzü... Yol kenarlarında koyunlar, keçiler ve başlarındaki çoban, bazen de yanında bir zağar... En önemlisine gelmedik tabii henüz: Göller. Kurumak üzere olan bir sürü göl. Kimi daha büyük, kimi daha küçük ve hatta minicik. Kimi çok derin, kimi çok sığ. Benim favorim, Afyon ve Denizli arasındaki geçiş bölgesinde olan Acıgöl. Her sene yeni baştan hayran olurum bu göle, nedendir bilinmez. Her sene geçerken arabayı illa yol kenarında durdurur, fotoğraflarım gölü. Suyu geçmiş yıla göre azalmışsa üzülür, artmışsa sevinirim. Ama Göller Yöresi'nde daha niceleri var. Burdur Gölü, Beyşehir Gölü, Eğirdir Gölü, Kovada Gölü... Daha bir sürü... Neredeyse artık haritadan yok olacaklar.
İyi de neden durup dururken eski yazıma getirdim konuyu?
Bu yıl boyunca hiç coğrafya dersi işlememiştik, dolayısıyla ders kitaplarında da ne var ne yok bizim sınıfın pek haberi yoktu. Ama ara ara karıştırıyordum ben. Verilen bilgiler hoşuma gidiyordu. İşte kitaptaki bir yazı beni bu yazıyı yazmak için tetikledi.
Göller gerçekten de yok olmak üzere. Bunun için falcı olmaya gerek yok!
Sadece Göller Yöresi'ndekileri mi anlatmış kitap? Hayır, daha pek çok gölü de anlatmış. Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Konya'daki Beyşehir gölünde son 10 yıl içinde 2 milyar metreküp su buhar olmuş. Su seviyesi 8 metreye kadar inmiş. Yine Konya'daki Akşehir gölünün en derin yeri bugün sadece 1 metre olmuş! Adıyaman'daki Fırat nehrinin üzerindeki Atatürk Barajı'nda da su 1 metreye kadar düşmüş! Samsun'daki Ladik gölü, Bursa'daki İznik gölü ve daha bir sürü göl, nehir, akarsu... Peki benim Acıgöl? Belki de iki ay sonra gittiğimde Acıgöl diye bir şeyle karşılaşmayacağım.
Çoğu Konya Havzası'nda olan bu göllerin kuruma nedenine kitap şöyle demiş: "Suyun doğal akış yönünün değiştirilmesi, yanlış tarımsal sulama yöntemlerinin kullanılması, yer altı sularının kontrolsüz bir şekilde çekilmesi sulak alanların kurumasına yol açmıştır. ... Etkili ve sürdürülebilir havza yönetimi için gerekli kapasite oluşturulmalı, pilot projeler geliştirilmeli ve uygulanmalı, entegre havza yönetimi anlayışının gerekliliği kamuoyuna aktarılmalı."
"Türkiye'nin kaybolan sulak alanları" başlığıyla devam ediyor kitap. Amik gölünden Kestel gölüne, Gavur gölünden Akşehir gölüne, Tuz gölünden Samsam gölüne, Suğla gölünden Beyşehir gölüne hepsinin kurumakta olduğunu veya ne yazık ki kuruduğunu anlatıyor. 
O yazımın üstünden daha bir yıl bile geçmedi ama göller büyük bir hızla kurumaya devam ediyor. Güzelim Göller Yöresi, Konya Havzası ve daha nice sulak alan böyle yok olup gitmesin. 
Yapımcılar keşfedemeden göller yok olmasın, diyerek epey uzattığım yazıma son noktayı koyayım.     

Not düşümü: Önce kendime, sonra da çalışan herkese son LYS'de başarılar diliyorum. Kurtulmamıza az kaldı! 

1 yorum: